DEĞİŞEN DÜNYAYA AYAK UYDURMAK

DEĞİŞEN DÜNYAYA AYAK UYDURMAK

 

(Not: Bu yazı Nisan 2014’te yayınlanmıştı. Sadece son paragraf eklenerek aynen yayınlıyoruz.)

Derler ki; “Tarih, bir riski hesap etmeniz ya da bir fırsat üzerinde düşünmeniz için gereken zamandan daha hızlı değişiyor.”

İşte tam bu sebeple, değişen dünyaya ayak uydurmanın yegâne yolu, sürekli öğrenmek ve öğrendiklerinden ders çıkararak uygulamaya geçirmektir.

Değişimi anlamayan yöneticiler ne yaparlar? Böyle yöneticiler, büyük bir saflık içinde güvenlik elemanlarına ve elektronik kapı anahtarlarına bel bağlarlar. Oysa temizlikçiler, sekreterler, personel kadrosunun çeşitli kademelerinde bulunan kişiler, kendilerine para teklif edilerek ya da şantajla baştan çıkarılabilirler.

Bazı yöneticiler de, insanları kandırmayı sürdürerek ayakta kalmaya çalışırlar. Hâlbuki bütün dünyada kabul gören bir anlayış şöyle der: “Herkesi bir zaman kandırabilirsiniz, hattâ bazılarını her zaman kandırabilirsiniz. Ama herkesi her zaman kandıramazsınız.”

Değişen dünyada başarılı olması beklenen yöneticiler, sorunları örterek yok sayanlar veya sorunun bir parçası olanlar olmayacaklardır. Geleceğin yöneticileri, çözüme odaklanmış, çözümlerini hak ve adalet üzerine düşünen insanlar olacaktır.

İnsanları kandırarak ayakta durmaya çalışan yöneticiler için, hem bu dünyada mutlaka azap vardır, hem de ahirette onları sorgu beklemektedir. Ama hak ve adaletle çözüme odaklanmış yöneticiler için, iki dünya mutluluğuna ulaşma imkânı olur. İnsanlara hizmet etmiş olmanın zevkini, huzurunu ve itibarını bu dünyada yaşarlar. Ahirette de sorgularını kolayca geçmeleri beklenir.

Her insanın içerisinde, hem evliyalık hem de eşkıyalık anlayışı barınır. Bunların arasında, ince bir çizgi vardır. Bu sebeple, insanları önce kazanmak için gayret sarf edilmelidir. İnsanları kaybetmek, onlara tek seçenek olarak eşkıyalığı bırakmak kolaydır. Biz zor olana talip olarak onları kazanmaya çalışmalıyız.

Fakat insanları kazanmaya çalışmanın sınırını bilemezsek, bu defa başka masum insanların da zarar görmesine vesile oluruz. Bu sebeple nasihatten, uyarıdan anlamayanları, insanlara ibret olacak şekilde cezalandırmalıyız.

Allah’ım; geçmişinin yanlışlarından kurtulmak isteyenlere yardım et, onlara yol göster, iradelerini güçlendir, sabır ve sebat ver. Geçmiş hatalarını görerek yanlıştan dönenlere de, mağfiret et Allah’ım.

Yaşanabilir bir dünya için cesaretle mücadele ederek hak ve adaletle hükmedenleri de, Naim Cennetinin varislerinden yap Allah’ım.

Allah’ım, Senin yolladığın ve en anlayışı kıt insanların bile anlayabileceği kadar net olan delillerine uygun davranabilmeleri için, yanlış yolda olanlara, kısa süreli de olsa, son bir fırsat ver. 

Senin her şeye gücün yeter.

Bu yazı YAŞAM kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir