GELECEĞİN KAVMİ OLMAK

HER KAVİM ALLAH’IN ÖVGÜSÜNE MAZHAR OLABİLİR

(Bu yazı daha önce, son paragraf hariç yayınlanmıştı.)

İnsanların birbirlerine üstünlüğü nasıl insanlık anlayışı ile hak ve adalet uygulaması açısından ise, kavimlerin birbirlerine üstünlüğü de aynı sebepledir.

Allah, dünyadaki düzeni korumak için her dönem farklı insanlara ve kavimlere görevler vermiştir. Kur’an’da “Öyle bir kavim getiririm ki, onlar Beni severler, Ben onları severim” şeklinde geçen sözün muhatabı olarak farklı yorumlar yapılmıştır. Fakat genel kanaat bu kavmin Türkler olduğu şeklindedir.

Belgelenmiş tarihte Türklerin tavırlarıyla, Araf Suresi 181. ayetin yorumu karşılaştırılınca bu anlayış daha fazla pekişmiştir. “Yine Bizim yarattıklarımızdan bir ümmet de vardır ki, hakka rehberlik ederler ve onunla adaletle hükmederler.” Burada bahsedilen ümmet; kişi, gurup veya millet olarak da yorumlamak yanlış olmaz.

Ancak Allah, bunların hak ve adalet anlayışlarından uzaklaştıklarında, üstünlüklerinin de kalmayacağını bize bildiriyor. Muhammed Suresi 38. Ayet: “…..ve eğer tersine giderseniz başka bir kavmi tutar yerinize getirir, sonra onlar sizin gibi olmazlar”

Demek ki, gelecekte kimin ne olacağı belli değil. Kimsenin garantisi yok. Her millet için Allah’ın övgüsüne mazhar olabilme imkânı var. Hatta günümüzde fazla etkili olmayan bir millet bile, bu konuma yükselebilir. Benzer şekilde Türkler de, Allah indindeki konumlarını muhafaza edebilirler.

Bu sebeple hiçbir kavim, kendisini üstün görüp diğerlerini hakir(daha aşağıda) görmemelidir. Hucurat Suresi 11. ayet: “Ey iman edenler! Bir kavim, bir kavim ile alay etmesin. Belki kendilerinden daha hayırlı olurlar….”

Önemli olan Yüce Yaradan’ın kurmak istediği düzene, huzurlu bir dünya amacına hizmet edip etmedikleridir. Hizmet edenlere Allah güzel nimetler verir. Bütün bu nimetleri, kendi güçlerinden dolayı elde ettiklerini düşünen milletlere de, gerekli dersleri her zaman vermiştir. Aslında her millet kendi tarihlerini bu açıdan incelerse, durumu daha iyi anlayacaklardır.

Enfal 53: “Bu Allah’ın bir kavme verdiği nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmemesinden dolayıdır…” ayeti milletlere bir uyarıdır.

Dolayısıyla insanlar ve milletler ancak kendi yaptıklarının karşılığını alıyorlar. İyilik yapanlar karşılığında fazlasıyla iyilik, kötülük yapanlar aynıyla kötülük görüyorlar.

Milletlerin güçleri ve etkileri nasıl hep aynı kalmıyorsa, Allah nezdindeki konumları da aynı kalmayabilir. Anlayabilenler için, bu bir yarıştır. Yarışın galibini Allah bilir. Bize düşen fesatlık yapmadan dürüstçe yarışarak, Allah’ın merhametine sığınmaktır.

Furkan Suresi 70. ayet: “Ancak tövbe edip salih amel işleyenler başka; çünkü bunların kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Ve Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir!” Ayet kişilere yönelik olmakla birlikte, guruplar ve milletler için de geçerlidir.

İnsanlığın ve duyarlığın giderek azaldığı, hatta yok olmaya yüz tuttuğu dünyamızda, insanların huzurunu sağlamak ve adaleti tesis etmek için Yüce Yaradan’ın hangi kavmi görevlendireceğini kimse bilemez. Geçmişinden sıyrılarak kendini düzeltecek her insan ve her kavim, bu göreve layık olacak hale gelebilir.

Allah’ım, Senin her şeye gücün yeter.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.