İBADET BÜTÜN DEĞERLERİNİ DUYGUDAN ALIR

İBADET BÜTÜN DEĞERLERİNİ DUYGUDAN ALIR

 

Bu sitede yayınladığımız bir yazımızda, ibadetlerin maksadının, insanı ahlâklı yapmak olduğunu ifade etmiştik.

Yine, yayınladığımız “Ahlâki olgunluğun yolu, uzlet ve çile değildir” başlıklı makalemizin son paragrafında şu ifadeleri kullanmıştık:

“Dolayısıyla, ahlâki olgunluğa ulaşmanın ve Allah’ın rızasını kazanmanın yolu, kendini toplumdan soyutlayıp çileli bir hayat sürmek değildir. Aksine mülk ve saltanat sahibi iken, israf etmeden yaşamak ve insanlara adaletle hizmet etmektir.”

İbadetlerle ilgili bazı Kur’an ayetlerine bakarak, konuyu daha iyi irdeleyebiliriz.

23 Müminun Suresi 2: “Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler,”

29 Ankebut 45: “Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.”

31 Lokman Suresi 17: “Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir.”

Peki, namaz kılmamıza rağmen, yukarıdaki ayetlerdeki uyarılara dikkat etmezsek, ne olur? Kur’an bu soruya da cevap veriyor.

107 Maun Suresi 4: Vay haline o namaz kılanların ki,

5: Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler.

6: Gösteriş yaparlar onlar,

Diğer bir ibadet olan oruç ile ilgili bir ayet de şöyle;

Bakara Suresi 183: “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.”

Demek ki oruç, bizim korunmamıza yarayan bir ibadet. Orucun bizim korunmamızı sağlayabilmesi, yani güzel ahlâka yönlendirebilmesi, ibadetimizi hissederek yaptığımız oranda gerçekleşir.

İnsanlara yardımcı olmak, güleryüz göstermek, sadaka vermek, İslâmiyet’in istediği salih amellerdendir .

Bakara 263: “Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranır.”

.271: “Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsanız hepsinden haberdardır.”

Ayetlerden anlaşılacağı üzere, verdiğimiz sadakaları da güzel duygularımızı katarak yaparsak, Allah’ın isteklerine daha uygun davranmış oluruz.

Diğer bir ibadet olan Hac ile ilgili olarak, Yunus Emre’nin şu kısa sözü, bize güzel bir uyarıdır.

“Haccın iyicesi, bir gönüle girmektir.”

Demek ki, duygularımızla birlikte yapılmayan ibadetlerin pek bir anlamı olmuyor. Duygusuz tutulan oruç, bir diyet haline dönüşebiliyor. Duygu katmadan kılınan namaz, bir idman niteliğinde olabiliyor. Duygularımızla hazırlanmadığımız Hac, bir turistik seyahat anlamına gelebiliyor. Duygusuzca verdiğimiz yardımlar, aksine daha kötü sonuçlar doğurabiliyor.

O halde, ibadetlerimizin bizleri daha ahlâklı hale getirebilmesi için, ibadetlerimizi kalbimizde hissederek yapmalıyız. İbadetimizi gerçekleştirirken, yaptığımızın anlamı üzerine yoğunlaşmalıyız.

Bizler, her an Yüce Yaradan’ın huzurundayız. Fakat bu durumu her zaman hatırımıza getiremeyebiliyoruz. Ancak, ibadetimiz sırasında Allah’ın huzurunda olduğumuzu düşünerek davranmaya başlarsak, hem ibadetlerimizden zevk alırız, hem de diğer zamanlarda Yüce Yaradan’ın huzurunda olduğumuzu daha çok hatırlamaya başlarız. Böylece bizim için daha güzel sonuçları olur.

Allah’ım, bizlerin, ibadetlerimizi layıkıyla yapabilmemiz için, irade gücümüzü artır ve bizlere anlayış ihsan eyle.

Bu yazı KUR'AN ÜZERİNE kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir