ALLAH, YARATICILARIN EN İYİSİDİR NE ANLAMA GELİR

ALLAH, YARATICILARIN EN İYİSİDİR NE ANLAMA GELİR

 

Başlıktaki ifade, Müminun Suresinin 14üncü ayetinin sonundaki cümledir. Bu sebeple başlıktaki sözün anlamının daha iyi anlaşılabilmesi için, ayetin tamamına bakmak gerekir. Aslında ayetin sonundaki vurgu bile, tek başına anlaşılmaktadır. Fakat yine de, sadece bu ifadeyi yorumlamaya kalkışırsak, nefsimiz bizi yanılgıya düşürebilir. Birden fazla yaratıcı olduğu fikrine kapılabiliriz.

Birden fazla yaratıcının olacağı fikrinin mantıklı bir temeli yoktur. Evrendeki samanyollarının bazısını bir tanrının, diğerlerini başka tanrıların yarattığını düşünmenin anlamsızlığı ortadadır. Yaşadığımız yerkürenin bir kısmını bir tanrının, bazı bölümlerini başka tanrıların yarattıklarını anlatmaya kalkışsak, kaç kişiyi inandırabiliriz?

Bitkileri bir tanrının, kara hayvanlarını bir başka tanrını, denizlerdeki canlıları bir diğer tanrının yarattığını hangi mantıkla iddia edebiliriz. Beyaz derili insanları bir tanrının, siyah derili insanları bir başka tanrının yarattığını nasıl izah edebiliriz?

Kötü ruhları bir tanrının, iyi ruhları bir başka tanrının yarattığını düşünenler olmuştur. Sevgi duygumuzu bir tanrının, nefret duygumuzu bir başka tanrının yarattığını iddia edenler görülmüştür. Ama beş duyumuzun her birini farklı tanrıların yarattığını hiç kimse iddia edememiştir.

İyi ve kötü ruhları, sevgi ve nefreti farklı tanrıların yarattığına inanılınca, bütün hayat tanrıların aralarındaki mücadelelerle geçecek demektir. Çok kısa olarak irdelediğimizde net olarak görülüyor ki, yaratıcının tek olması şarttır. Başka hiçbir ihtimal mümkün değildir.

Ayetin son cümlesini nefsimize uyarak değerlendirdiğimizde, kendimizi de yaratıcılardan olarak düşünebiliriz. Aslında Yüce Yaradan, insanlara Kendi özelliklerinin cüzi olarak yansımasını verdiği için, bu fikre kapılmamız normal karşılanmalıdır. Zaten, ayetin tamamına baktığımızda, belki de anlatılmak istenilen bu karşılaştırmadır.

Bizler, Allah’ın verdiği akıl ile düşünerek, mevcut olan bazı şeyleri geliştirebiliriz. Kendimizi korumak, hayatımızı idame ettirmek için, aklımızı işleterek yeni yöntemler geliştirebiliriz. Yüce Yaradan’ın bize verdiği vicdanı kullanarak, insanlara karşı merhamet gösterebiliriz. Yine bize verilen iradeyle, adaletli davranabiliriz.

Çok kısa olarak verdiğimiz bu örnekleri çoğalttıkça, konuyu daha iyi anladığımızı göreceğiz. Biz, okuyucularımızın her birine Yüce Yaradan tarafından verilen farklı özellikler sayesinde, okuyucularımızın, bizden daha güzel örnekler bulacağına inanıyoruz. Bu sebeple biz, örnekleri size bırakarak, ayetin başındaki ifadeleri irdelemeye geçeceğiz.

23 Müminun Suresi 14: “Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir.”

Görüldüğü gibi, ayette Yüce Yaradan, insanın yaratılışının bazı safhalarını anlatıyor. Ayette bahsedilen merhalelerin öncesini önceki ayetlerden öğreniyoruz.

12: “Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.”

13: “Sonra onu az bir su (meni) hâlinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik.”

Kur’an’ın indiği dönemde bilimsel olarak bilinmeyen hususlar açıklanıyor. Günümüzdeki bilim ve teknoloji ile henüz yeni yeni anlaşılan safhalar anlatılıyor. Bu merhalelerin nasıl oluşturulduğunu ise, henüz bilim çözemedi. İnsanın yaratılışının safhalarının oluşumunu çözmemiz, bizim aynısını yapacağımız anlamına gelmez. Tıpkı, atom denilen zerreciği tespit etmiş olmamız, atomun bazı özelliklerini çözmüş olmamız, bizim atomu veya benzerini yapmamız anlamına gelmediği gibi.

Demek ki, Yüce Yaradan’ın bizlere verdiği akıl, idrak, beş duyu gibi özellikler sayesinde, bizler de bazı keşifler ve buluşlar yapabiliriz. Bu yaptıklarımızı yaratıcılık olarak görebiliriz. İşte Allah, Kendi yaratıcılığı ile yine Onun yarattıklarından olan bizlerin yaratıcılığını karşılaştırıyor. Dolayısıyla, yaratanların en güzelinin Kendisi olduğunu, hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde vurguluyor.

Ayetin sonundaki bu ifadeyi, başka ayetlerdeki sözlerle karşılaştırırsak, konuyu biraz daha net anlayabiliriz.

23 Müminun Suresi 109: Çünkü kullarımdan bir zümre “Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, Sen, merhametlilerin en iyisisin.” diyorlardı.

7 Araf Suresi 151. Musa dedi ki: “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla! Bizi rahmetinin içine al.  Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”

Benzer ifadeler başka ayetlerde de geçmektedir. Diğer ayetlerin hepsinin ortak ifadesi “Allah, merhametlilerin en iyisidir” şeklindedir. Tıpkı, “Allah, yaratıcıların en iyisidir” ifadesinde olduğu gibi.

Allah’ım, bize verdiğin aklımızı kullandığımızda net bir şekilde anlaşıldığı gibi, bizler, Senin yarattıklarınızız.

Bizlere, bu gerçeğe uygun davranabilmemiz için, yardımcı ol Allah’ım.

Bu yazı KUR'AN ÜZERİNE kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir