TANRI VE AHLÂK ANLAYIŞLARI ÜZERİNE

TANRI VE AHLÂK ANLAYIŞLARI ÜZERİNE

 

İbni Arabi, İslâmiyet hakkında sorulan sorulara cevap vermeye çalışmıştır. İbni Arabî’yi anlamanın zorluğu, metinlerinde ki yüksek seviyedeki söylem, daima değişen bakış ve üslubun değişikliğidir. Muhtemelen bu sebeplerle, oryantalistlerin çoğu Arabî’yi tutarsız görmüşler, dolayısıyla önemsememişlerdir. Kendisinin, rüyasında Cennete götürüldüğünü, orada peygamberle sohbet ettiğini, kitaplarında anlatan Arabi, çok fazla konu hakkında fikir beyan etmesine karşılık, Tanrı kavramı hakkında net bir düşünce belirtmemiştir. Çünkü ona göre, dünyadaki insan sayısı kadar farklı Tanrı kavramı vardır. Yani, her insan, Tanrı’yı farklı hayal eder.

Bu konularda fikir yürütenlerden birisi de Tolstoy’dur. O da, İbni Arabi ile benzer bir sonuca varmakla birlikte, ilaveten, şöyle bir sonuca varmıştır: “İnsanlar kimi zaman Tanrı’nın ne olduğu hakkında farklı fikir geliştirmişlerse de, Tanrı’nın onlardan istediklerini, her zaman eşit şekilde anlıyorlar.”

Peygamberler tarafından iletilen ilâhi dinlerin bile, Tanrı’ya bakışı farklı olmuştur. Hıristiyanlıkta Tanrı, şefkatli bir babadır. Yahudilikte ise, Rab dedikleri Tanrı’yı, bir kral olarak tasavvur etmişlerdir. İslâmiyet’teki Allah, doğmayan ve doğurmayandır. Hem gazabı şiddetli, hem de rahmeti çok geniş olan tek yaratıcıdır.

Çok tanrılı anlayışlar, her bir tanrıya ayrı bir özellik atfetmişlerdir. Bu tanrılar, birbirleriyle sürekli kavga halindedir. İslâmiyet, çok tanrılı anlayışlardaki bu durumu düzeltmiştir. Tek yaratıcı olan Allah, 99 ismiyle müsemma özelliklere sahiptir. Tanrı olmanın bütün özelliklerini Kendi zatında toplamıştır.

İnsanlar arsındaki Tanrı kavramında görülen bu farklılıklar, acaba ahlâk anlayışında da oluşmuş mudur?

Bu sitedeki bazı yazılarımızda, Yüce Yaradan’ın tek dininin olduğunu, onun da Allah’a teslim olmak anlamına gelen İslâm olduğunu, ilâhi dinlerden verdiğimiz örneklerle ele almıştık. Bahsettiğimiz makalelerimizde de görüldüğü üzere, ilâhi dinlerin kabul gören kutsal kitapları, ahlâk anlayışı hususunda benzer ifadeler kullanmışlardır.

Kur’an dışındaki Kutsal Kitaplardaki tahrifatı insanların çoğunluğu kabul etmektedir. Benzer tahrifatlar Hinduculuk ve Budizm’in kutsal kitaplarında da mevcuttur. Biz kutsal kitaplardaki ortak ifadeleri dikkate almaya çalışacağız. Diğer taraftan, insanlardaki ahlâk anlayışı konusunda daha gerçekçi bir sonuca ulaşabilmek için, belgeli tarihe bakmak daha uygun olacaktır. Henüz belgelendirilememiş tarihte yaşamış toplumlardaki yaşam ile ilgili olarak anlatılanlar bizi yanıltabilir. Örneğin, avcı-toplayıcı toplumlar için söyleyebileceklerimiz, bugünkü anlayışlarımızı o dönemin şartlarına yansıtarak fikir yürütmeler şeklinde olacaktır. Dolayısıyla, eski tarihle ilgili anlatılanların çoğu varsayımlara dayandırılmaktadır.

M.S. birinci yüz yılda yaşamış Yahudi bilgelerinden Hilel, ahlâk konusunda şöyle söylemiştir: “Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi, başkasına yapma. Bütün Tevrat’ın özü budur. Diğer her şey, açıklamalardan ibarettir.”

Hz. İsa’nın bu konuda kullandığı ifadeyi, Matta ve Luka İncilleri aynı şekilde kayda geçmişlerdir: “İnsanların size nasıl davranmalarını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın.”

Hz. Muhammed’in, bu hususla ilgili olarak üzerinde mutabakata varılan sözü şöyledir: “Başkasının ayıp ve kusurlarını söyleyeceğin zaman, derhal kendi kusurunu hatırla.”

Görüldüğü gibi, ilâhi dinlerin peygamberlerinin ifadeleri aynı temele dayanıyor.

Şimdi de, ilâhi dinlerle doğrudan bağlantıları olmayan bilge insanların, ahlâk hakkındaki sözlerini irdeleyelim. Bilinen tarih içerisinde; ahlâk, madde ve ruh, erdem gibi hususlarda yapılan en eski tartışmalar Asya’da gerçekleştirilmiştir. Asya’daki bu tartışmalardan Veda’ların yazarı belli değildir. Vedalar, insanların fert ve toplum olarak huzurlu olmalarının yollarını anlatmaktadır. Ayrıca Acivika’lar, Cainler, Samkhya,  gibi guruplar, benzer konularda fikri tartışmalar yapmışlardır. M.Ö. 5-6ıncı yüz yıldan günümüze kadar devam eden önemli fikirlerin iki ismi, Buddha ve Konfüçyüs’tür.

Konfüçyüs’ün fikirlerini kaleme alan Lun-yu, onun konumuzla ilgili olan şu sözüne yer verir: “Kendime yapmak istemediğim bir şeyi, başkasına da yapmıyorum.”

Buddha’ya göre, insanların çektikleri acıların sebebi, arzulardır. Dolayısıyla, insanların, nefislerini yani arzularını yenmelerinin yollarını araştırmıştır. Arzularını yenerek acıdan kurtulmaya çalışan bir Budist’in, başkasına acı yaşatacak davranışları sergilemesi az görülen bir durumdur. Yani, bir Budist’ten de beklenen, karşısındakilere acı çektirmeyecek şekilde davranmaktır.

Buddha ve Kofüçyüs ile aynı dönemlerde, Antik Helen’de de, bilgeler benzer şeyleri tartışmışlardır. Meşhur yedi bilge arasında sayılan Miltilenli Pitakos, Tales ve yedi bilge arasında ismi geçmeyen Sokrates, bu hususta benzer ifadeler kullanmışlardır: “Başkasında kınadığını, kendin yapma.” Veya bir başka kaynaklara göre “yakınını azarlamana sebep olan şeyi kendin yapma.”

Romalı meşhur düşünür Ciceron da, benzer şeyleri şöyle ifade etmiştir: “Başkasında kınadığın şeyden, sen de çokça kaçınmalısın.”

İnsanların, ahlâk konusunda bu şeklide ortak fikre ulaşmalarının en önemli sebebi, Yüce Yaradan’ın insanlara verdiği akıl, vicdan ve iradenin düzgün kullanılmasıdır.

Gerek ilâhi dinlerdeki gerekse çok tanrılı inançlardaki Tanrı kavramları arasında, ciddi farklılıklar olduğunu gördük.

Fakat Tanrı’nın ve hattâ tanrıların, insanlardan istediği şeyler konusunda uzlaşma vardır. Yukarıda gördüğümüz gibi, “kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapma”, “başkalarına, sana davranılmasını istediğin gibi davran” şeklinde özetlenebilecek olan, Tanrı’nın istekleri hususundaki uzlaşmanın alt başlıkları şöyle ifade edilebilir:

Hem kendi hakkını, hem de başkasının hakkını korumaya çalış.

Kendini başkalarından üstün görme.

Başkalarının başarısını ve mutluluğunu kıskanma. Mutsuzluklarına sevinme.

Sözünü tut, güçsüzleri ezme, güçlülere dalkavukluk yapma.

Yalan söyleme, doğru söyle.

Bencil olma, başkasının emeğine saygılı ol.

Düşüncelerinde bağımsız ol, başka fikirlere saygılı ol.

Anne babana ve yaşlılara saygılı ol, çocukları koru.

Kibirli olma, sade ve alçakgönüllü ol.

Nefret etme, acılara karşı sabırlı ol.

Bu yazı Sosyal kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir