ÖRNEK TARİHİ ŞAHSİYETLER

ÖRNEK TARİHİ ŞAHSİYETLER

 

(Not: Bu makale, Aralık 2013 tarihinde bu sitede yayınlanmıştı. Silindiğinden tekrar yayınlıyoruz.)

Abraham Lincoln, Gautama Siddharta (Buda), Konfüçyus (Kung Fu) gibi nice insanlar, ortak yönleri olan çileli yaşamları, mücadele azimleri, sabırları ile tarihte iz bırakmışlardır. Bu güzel insanlardan Buda ve Kofüçyus hakkında hem bu sitede hem de genel anlamda çok şey yazılmıştır. Ama Lincoln hakkında, Amerikalılar dışında, ayrıntılı bilgisi olan azdır.

Fakirliğin en acısını yaşamış olan Lincoln, “Köleliği kaldıran adam” olarak tarihe geçti. Günümüz dünyasında kölelik ekonomik karaktere bürünmüştür. Yeni ortaya çıkan bu köleliğe başkaldıranlar için, Lincoln’ün davranışlarında ders alınacak yönler vardı.

“Dertsiz yaşam olmaz. Dertler bir bakıma mutluluğa giden ve onun meyveleri olan hikmettir. Eğer sabredilirse, zorlukların insanı ne kadar değerli yerlere taşıdığı görülür” anlayışıyla yılmadan mücadele etti. Lincoln tökezledi ama düşmedi.

Buda, tarihe “İnsanlık uğruna kendini feda eden bilge” olarak geçmiştir. Buda, Lincoln’un sözlerini farklı bir bakışla tamamlar. “Istırap bir duygudur, zengini de bulur, fakiri de. Istırap ona nasıl bakıldığına bağlıdır, ya siz onu kullanırsınız ya da o sizi kullanır. Kötü olmayana ıstırap etki etmez. Gerçek kuvvet fazilettedir. Sen iyi ol ki, mutlu ol.”

İnşirah Suresi 6-7. Ayetler: “Evet her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. O halde boş kaldın mı kalk yine yorul.” Bu ayetler Hz. Muhammed’e hitabeder. Ama aslında Peygamberin kişiliğinde aklı olan her insana yöneliktir.

Tarihe iz bırakan şahsiyetlerin anlayışları ve davranışları, ayetlerin herkes için geçerli olduğunu gösterir.

Köleliğin kaldırılması için mücadele eden Lincoln, “İnsanlara adaletli davranmayı Türklerden öğrenmeliyiz, Müslümanlardan öğrenmeliyiz” diyebilecek kadar tarih bilgisine ve kadirşinaslığa sahipti.

Lincoln’un, oğlunun öğretmenine yazdığı mektup her dönem için geçerli olduğundan aynen aktarıyoruz. Lincoln’un Mektubu:

“ Öğrenmesi gerekli biliyorum; bütün insanların dürüst ve adil olmadığını, fakat şunu da öğret ona: ‘Her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşı kendini adamış bir lider vardır.’

Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona… Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu…

Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların sırrını öğret ona… Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını…

Eğer yapabilirsen, ona kitapların hayati önemini öğret. Fakat ona gökyüzündeki kuşların, güneşin önündeki arıların ve yemyeşil ağaçlardaki çiçeklerin büyük sırlarını düşünebilmeyi öğret.

Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona… Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.

Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona… Herkes birine takılmış giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma… Bütün insanları dinlemesini öğret ona, fakat bütün dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını öğret.

Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümsenebileceğini öğret ona… Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.

Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığını inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini…

Ona, kuvvetli ve beynini en yüksek fiyata satmasını, fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona; ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret. Ona nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü çeliği ateş saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesaretine hükmetsin, bırak cesur olacak kadar sabretsin. Ona her zaman kendisinde derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.

Bu büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsin bir bakalım. Sizler bileklerinden öpülecek insanlarsınız öğretmenim.”

Eğer bu mektup, Kur’an hükümlerine dayandırarak yazılmak istenseydi Bakara Suresi 251. Ayetle başlanırdı: “……Allah’ın insanları birbiriyle defetmesi olmasaydı yeryüzü mutlak bozulmuş gitmişti. Fakat Allah’ın bütün akıl sahiplerine bir iyiliği vardır.” Sonrasında ifade ettiği hemen her fikrine bir ayet bulunurdu.

Allah hükmünü muhakkak yerine getirecektir. İnşallah Dünya düzenini koruyacaktır. Burada bizim gayemiz, Yüce Yaradan’ın ve dolayısıyla gelecek nesillerin hoşnut olacağı insanların arasına girebilmektir.

Biz havalanır, kendimizi abartır veya içten pazarlıklı hesaplara dalarak görevimizi aksatırsak, Allah bizim yerimize yenilerini getirebileceğini Nisa Suresi 133. ayette belirtiyor: “Ey insanlar! Dilerse sizleri giderir, başkalarını getirir. Allah ona da kadirdir.”

Allah’ım, Senin rızanı kazanabilmek için yapmaya çalıştığımız hak ve adalet mücadelesini, kibirlenmeden, büyüklenmeden yürütebileceğimiz irade gücü ver.

Bu yazı YAŞAM kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir