KAPİTALİZMİN DOĞASI, BULAŞICI AÇGÖZLÜLÜK

KAPİTALİZMİN DOĞASI, BULAŞICI AÇGÖZLÜLÜK

 

Bilindiği gibi açgözlülük, insanların çoğunluğunun davranışlarını yönlendiren en önemli etkendir. Açgözlülüğün bulaşıcı olduğunu dile getiren kişi, FED’ in efsanevi başkanı olarak kabul edilen Alan Greenspan’dir. 1987-2006 yılları arasında Amerikan Merkez Bankası konumundaki FED’ in başkanlığını aralıksız olarak yürütmüştür. Greenspan’in, bu önemli ve uzun görevi süresince, bu sözü söylemesine sebep olacak çok sayıda olay ile karşılaşması fırsatı, çok az sayıda insana nasip olur. Dolayısıyla bu sözü ciddiye almak gerekir.

FED Başkanı, muhtemeldir ki, açgözlülerle ilgili olarak bu kanaate varabilmek için çok fazla sayıda insanın davranışlarını incelemiştir. Görevi gereği, sadece bankalar ile değil, büyük zenginler, siyasi liderler, ülke yöneticileri, sivil toplum kuruluşları gibi guruplarla da muhatap olmuştur. Davranışlarına şahit olduğu bu insanların, para kazanmak için yalnızca hukuki değil, hukuk dışı yollara da başvurduklarını görmüş olması ihtimali kuvvetlidir.

Hukuk dışı yollar denilince akla ilk gelenler, uyuşturucu, silâh ve diğer emtiaların kaçakçılığı, kadın ve organ ticareti gibi yöntemlerdir. Ancak Greenspan’in şahit olduğu bazı hukuk dışılıklar, toplumun az bildiği konulardır. O, yasalara uydurulmuş olan, ama aslında hak ve hukuk dışı sayılması gereken uygulamaları yaşayarak görmüştür.

ABD’nin 2008 yılında ekonomik buhran yaşamasına sebep olan eşik altı konut kredilerine ve kredi türevlerinin pazarlanmasına bizzat şahit olmuştur. Bazı büyük bankaların işlemlerindeki sahteciliği, yaşayarak görmüştür. Sahtekârlık yapan bu bankaları, “ekonomik sistemi çökertiriz” diyerek, mahkemelerde mahkûm ettirememenin ıstırabını yaşamış olması ihtimali vardır. Sadece vatandaşları kandırmakla kalmayarak, evraklarda sahtecilik yapan bu bankaların, uzlaşma anlaşmaları sonucunda, küçük maddi cezalar alarak kurtulmalarını, belki de esefle, izlemiştir.

Henüz kimsenin makul bir açıklama yapamadığı CDS türevlerinin satışlarındaki büyük rakamları, bir anlam veremeden takip etmiş olabilir. Eğer Greenspan, yaşadığı bunca açgözlülük olayını, bizim yukarıda söylediğimiz gibi esefle değil de, hiç umursamadan ve normal vakalarmış gibi gördüyse, yaptığı tanımın içerisine kendisi de girmiş olur.

Greenspan, görevi gereği olarak, hukuki açgözlülükleri de müşahede etmiş olabilir. Hazine arazilerinin talan edilircesine, ama hukuki işlemleri tam yaparak, satılmasını gözlemiştir. Devleti yönetenlerin, hukuk kurallarına uygun davranarak, istedikleri yerlere, istedikleri bedellerle istimlâk uyguladıklarına şahit olmuştur. Şirketlerin evlilik yoluyla veya şirket satın almalarla, kartel oluşturmalarını izlemiştir. Bankaların, muhtemel bir ekonomik buhranda, devlet tarafından kurtarılmaları ihtimalini güçlendirmek için, bazı bankalarla bileşme veya satın alma yoluyla ve yasal yollardan büyüdüklerini çok yakından takip etmiştir.

Alan Greenspan, görev yaptığı süre içerisinde, devlet imkânlarının, ihale yoluyla ve yasal uygulamayla, ihaleyi yapanların istediklerine dağıtıldığını görmüştür. Özelleştirme sırasında yaşanan olayları müşahede etmiştir. Her alandaki özelleştirme ihalelerinde, yine hukuku uygulayarak, devletin yani milletin birikimlerinin, çok ucuza heba edildiğini esefle seyretmiştir. Yapılan özelleştirmelerin maksadının, o işletmelerin daha verimli çalışmasını sağlamak olduğunu, Greenspan dâhil her insan biliyordu. Ancak özelleştirmelerin büyük çoğunluğunda, işletmelerde üretimin durdurularak, sahip olduğu arazilerinin başka amaçlarla kullanıldığını seyretmiştir.

Greenspan’in, tıpkı bankalar gibi, daha yakından bildiği olaylar, borsadaki gelişmelerdir. Borsadaki bazı hayali değer yaratıcılarının, yani spekülatörlerin, hisseler ve varlıklar için halka yanlış bilgi verdiklerini kulaklarıyla duymuştur. Bilerek verilen bu yanlış bilgilerin sonunda hisselerin ve varlıkların değerleri yükselmiştir. Kendilerinin oluşturduğu bu fırsatı kollayan hayali değer yaratıcıları, ellerindeki veya açığa aldıkları hisseleri ve varlıkları, yüksek fiyatlarla halka satmışlardır. Sonra yine kendilerinin çabaları sonucu düşen bu hisseleri ve varlıkları ucuz bir bedelle geri halktan toplamışlardır.

Hayali değer yaratıcılarının bu işlemleri sonucunda sermaye el değiştirmiştir. Borsadakiler, halkın sermayesinin bir kısmına, tabiri caizse, el koymuşlardır. Greenspan gibi yetkililer ise, güya hukuki yollardan olan bu olayları, halkın sermayesine el konulmasını, sadece seyretmekle kalmışlardır.

Greenspan, görevi sırasında, büyük bankaların şişirme bilançolar yaptıklarına çok sık rastlamıştır. Aynı şekilde şirketlerin birçoğunun da benzer şekilde bilançolarını şişirdiklerine şahit olmuştur. Hattâ, bütün bunları devletlerinin bilgisi dâhilinde yapanları bile görmüştür.

FED eski başkanının karşılaştığı hileli iflasların sayısı da, insanı hayrete düşürecek miktarda yüksektir. Hileli iflasların sonucunda az sayıda şirket yöneticisi veya sahibi zenginliklerini korumayı başarmışlardır. Fakat daha az güçlü iş sahipleri, yani halk, hep zarar etmiştir. Yetkililer bütün bu olayları güya esefle seyretmek zorunda kalmışlardır.

Yukarıda verdiğimiz örneklerden çok daha fazlasına, FED’ in efsanevi eski başkanı yaşayarak şahit olmuştur. Bu sebeple daha fazla örnek vermemiz yanlış olur.

ABD’nin önemli bir kuruluşunda uzun yıllar başkanlık yapan bir şahsın, dünya tarihi hakkındaki bilgisinin de üst düzeyde olması normaldir. Dolayısıyla, eğer Greenspan’e sorulmuş olsaydı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının çıkmasının sebeplerinin de açgözlülük olduğunu söylemesi ihtimali çok kuvvetli olurdu.

Konuyu uzatmamak için daha fazla ayrıntıya girmeyeceğiz. Günümüzde yaşayan insanların büyük çoğunluğu, bu olaylara, açgözlülüğün sebep olduğu konusunda hemfikirdir. Burada sorulması gereken soru, açgözlülükteki bulaşıcılığın temeli nereye dayanmaktadır olacaktır. Elbette, 1492 keşiflerinden önce de açgözlü insanlar vardı. Devletlerarasında, hem de uzun süren, savaşlar oluyordu. Ama keşifler sonucunda yeni bulunan yerleri kimin daha çok sömüreceği yarışması açgözlülüğü yaygınlaştırmıştır. Çünkü yeni yerlerdeki teknoloji, Avrupa’ya göre çok geride olduğundan sömürmek en kolay iş olmuştur.

Bu konuya bir örnek verirsek, daha iyi anlaşılacaktır. İngiltere, Fransa ile savaşları sırasında batmak üzere iken, muhtemel GSYİH’sının (o dönemde bu tanımlama yoktu, bütçeler üzerinden değerlendiriliyordu) belki yarısından fazlasını harcıyordu. Fakat savaşlardan bir sonuç alamıyor, I. Elizabeth’in dediği gibi, batmaya doğru hızla ilerliyordu. Keşifler sonrasında denizaşırı yollara çıkan İngiltere, elde ettiği yeni sömürgeleri sayesinde, güneşi batmayan olarak tanımlanan bir imparatorluk kurdu. Bu imparatorluğunu sürdürürken ordusuna GSYİH’sından ayırdığı pay, sadece %3 kadardı. Aynı dönemde Rusya, ordusu için GSYİH’sının %25’ini harcıyordu.

İngiltere, Hollanda, Belçika, Portekiz, İspanya, Fransa gibi, dünya ölçeğiyle karşılaştırıldığında küçük kalan Avrupalı devletlerin bu yükselişlerinin temelindeki açgözlülük, Küreselleşen dünyamızda, gerçekten de bulaşıcı hale gelmiştir.

Açgözlülüğün bulaşıcılığını artıran unsur, günümüzdeki dünyanın her yerinde, kapitalizmin kuralsız ve engelsiz olarak uygulanışıdır. Açgözlülükteki bulaşıcılığı durdurup azaltamadığımız sürece, insanlığın huzur bulması ihtimali yoktur.

Bu yazı Ekonomi kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir