KÂMİL İNSANLAR, BAL ARILARI GİBİ OLMALIDIR

KÂMİL İNSANLAR, BAL ARILARI GİBİ OLMALIDIR

 

Bilindiği gibi, Kur’an’daki Nahl Suresinin anlamı, bal arısı demektir. Surenin 68 ve 69uncu ayetlerinde de bal arısı ve bal kısaca anlatılır.

Bilim insanları da, her dönemde yaptıkları araştırmaların sonucunda, bal arısının faydaları ve özellikleri hakkında bilmediğimiz bilgilere ulaşmışlar. Bilim insanlarının en çok tanınanı olan Einstein’a göre, bal arılarının ölmeleri durumunda insanlar da öleceklerdir. Böyle söylemesinin bir nedeni, bal arılarının, bitkilerin ve çiçeklerin aşılanmalarındaki katkılarıdır. Belki de balın şifa için, sağlık alanında ilaç oluşturmada kullanılması da fikrini etkilemiştir. Einstein’nın iddiasını biraz abartılı bulabilirsiniz. Ama bal arısının önemini anlatmak için, iyi bir yoldur.

Biz makalemizde, arıların sahip oldukları güzel özelliklerinden esinlenerek, kendimizle ilgili ders çıkarmaya çalışacağız.

Bal arılarının, gözle gözlemlenen en önemli özelliği, çalışkanlıklarıdır. Eğer, biz de kâmil insan olmak istiyorsak, öncelikle çalışkan olmalıyız. Üşengeçlik ve tembellik, bizim insanlığa faydalı olmamızın önündeki bir engeldir.

Yenises dergisinin Eylül 2019 sayısındaki bir söyleşide, Haybir başkanı Mehmet Ekici bal arıları hakkında bazı bilgiler verir. Ekici’ye göre, bal arıları, hayatlarının altıncı gününde görev almaya başlarlar. İlk vazifeleri, “dadı arı” olmaktır. Dadı arılar, kafalarındaki bir çift bezden salgıladıkları sıvı “arı sütü” ile yumurtadan yeni çıkan larvaları üç gün boyunca beslerler. Üç günden sonra larvaların gıdası, polen ve balı karıştırarak yaptıkları “arı ekmeği” adı verilen besindir. Dadı arılar, binlerce kardeşlerini, hiçbirini ihmal etmeden ve birbirleriyle karıştırmadan, hem de kapkaranlık olan kovan içerisinde, uygun bir şekilde beslerler.

Kâmil insan olmak isteyenler de, arılar gibi, küçüklere ve güçsüzlere karşı, şefkatle davranarak onları korumalıdırlar. Aynı arılar gibi davranmalı ve güçsüz kardeşlerinin arasında ayrım yapmamalıdırlar.

Ekici’nin verdiği bilgiye göre, eğer işçi arılardan bazısı, ekşimiş meyve yiyerek sarhoş olurlarsa, kovandaki insicam bozulur. Bu nedenle, sarhoş oldukları için hareketlerine hâkim olamayan arılar asker arılar tarafından kovandan atılırlar. Böylece, asker arılar, kovanlarının düzenlerinin bozulmasına izin vermezler.

Kâmil insan olmak isteyenler de, cemiyetin düzeninin bozulmasına engel olmalıdırlar. Aralarında istişare ederek oluşturacakları kurallarla, toplumun düzenini korumalıdırlar. Kurallara uymayarak cemiyetin huzurunu bozanlar bunu bilerek yapıyorlarsa, gerekli cezayı vermekten çekinmemelidirler.

Bal arıları, özgürdürler. Yönetilemezler, yön verilirler. Kâmil insan olmak isteyenler de, Yüce Yaradan’a bağlı, ama insanlar karşısında özgür olmalıdırlar. Nefisleri tarafından yönetilmemelidirler. Allah’ın gösterdiği yönde ve hür olarak yürümelidirler.

Arılar, çok temiz hayvanlardır. Kovanlarını kirletmezler. Dışkılama ihtiyaçlarını kovanın dışında giderirler. İshal olan bir arının, dışkısını dışarıya kadar yetişemediği için, kovanın içerisine yapması durumunda, bütün kovana hastalık yayılır. Nitekim toplu arı ölümlerinin bir sebebi tarım ilaçları ise, bir başka önemli nedeni bu ishal durumudur. Kâmil insan olmak isteyenler de, hem beden temizliklerine, hem de kalp temizliğine gayret etmelidir.

Yarım kilo bal yapabilmek için, binlerce arı birlikte çalışırlar. Yüz binlerce çiçekten öz alırlar. Kâmil insan olmak isteyenler de, güzel sonuçlar almak için, birlikte çalışmalıdırlar. Öz toplayan arılar gibi, bilgi toplamalı, kendilerini bilgiyle donatmalıdırlar.

Çiçek özü bulmak için dolaşan bir arı, yeni bir çiçek tarlası ile karşılaşınca, bu bilgiyi arkadaşlarıyla paylaşmak için kovana geri dönermiş. Vücudunu titreştirip bazı hareketler yaparak, çiçeklerin yerini ve uzaklığını arkadaşlarına anlatmaya çalışırmış.  Kâmil insan olmak isteyenler de, yeni bir maddi imkân veya bilgi elde edince, bunu dostlarıyla paylaşmalıdırlar.

Bilindiği gibi, arı kovanında binlerce arı vardır. Kovan karanlıktır. Buna rağmen kovandaki işler tıkır tıkır yürür. Çünkü arılar arasında çok güzel bir görev paylaşımı vardır. Küçük bir kovanda görev paylaşımlı bir hayat nasıl olur deyip geçmeyelim. Karanlık olan bu küçük kovanda yapılması gerekli işlerin bazısı şunlardır: Petek örmek, yiyecek toplamak, yavru yapmak, yavruları beslemek, kovanın ısısını belli bir düzeyde tutmak, kovanı temizlemek, kovana başka kovanın arılarının girmesini önleyecek savunma oluşturmak.

Birbirinden çok farklı özellikler isteyen bu işler, binlerce arının yaşadığı dar alanda, hiçbir kargaşa oluşmadan yürür. Çünkü her arı, kendi görevini yapar. Kâmil insan olmak isteyenler de, huzurlu bir sosyal düzen oluşturabilmek için, kendi kabiliyetleri doğrultusunda üzerlerine düşen görevleri yerine getirmelidir.

Arılar (bilhassa kovanı korumakla görevli olanlar), gerektiğinde kendi hayatlarını, kovandaki aileleri için feda ederler. Hem kâmil insan hem de koruyucu olmak isteyenler de, çevresindekiler ve insanlık için, gerektiğinde, kendi hayatlarını feda edebilmelidirler.

Bu yazı YAŞAM kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir