İNSANLIK, GÜZELLİKLERE DAHA YAKIN

GÜNÜMÜZ İNSANLIĞININ SORUNLARI GÖZÜMÜZÜ KORKUTMAMALI

 

İnsanların, tek yaratıcı olan Yüce Yaradan tarafından yaratıldığının delillerinden birisi de, insanların özelliklerinin ve sorunlarının –en azından bilinen tarihte- hiç değişmediğidir.

Kutsal kitaplarda, Hz. Âdem’in çocukları Habil ve Kabil arasındaki kavga ve sebepleri anlatılır. Bu anlatılanların bilimsel bir ispatı yok diyenler çıkabilir. Bu sebeple, biz de bilinen tarihteki yazılı eserlerden kısa örnekler vereceğiz.

ABD Cumhurbaşkanlığına, arka arkaya iki defa aday olan ve kaybeden Adlai Stevenson, aynı zamanda bilgili bir hatip idi. Nejat Muallimoğlu’nun aktardığına göre, muhtemelen 1955 yılında, Illionis Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunlarına bir konuşma yapması istenildiğinde, bizim konumuz açısından örnek olacak şu sözleri söyler. ‘Son günlerde Hıristiyan azizi Paul’un Karantiyalılar’a, onlardaki ahlâki yozlaşma hakkında söylediklerini bir defa daha okudum. Gerçekte günümüzdeki ahlâki yozlaşma hastalığının örneklerini çok daha önceki çağlarda da görüyoruz. Yaklaşık 4.700 sene önce, bir Asuri kitabesinde şu satırlar yazıldı: “Bu son günlerde dünyamız soysuzlaşmaya doğru kayıyor. Rüşvet ve yozlaşma her tarafta. Çocuklar ebeveynlerine itaat etmiyor. Herkes kitap yazmak istiyor. Ve öyle görünüyor ki, dünyanın sonu yaklaşmakta.”

Eğer yukarıdaki sözlerin kaynağını belirtmeden, kendi fikrimmiş gibi yazsa idim, okuyucularımın çoğunluğu, günümüzü anlatıyor diyebilirdi.  Demek ki, sorunlarımız hep aynı imiş.

Hitit kitabelerinde de, benzer serzenişler var. Onlar da, çocuklardan şikâyetçiler. Hitit kitabelerinde, ilaveten, fiyat artışlarıyla ilgili şikâyetler var. Benzer tartışmalar, bundan 2500 yıl önce, hem Antik Helen’de hem de Güney Asya’daki fikir akımları arasında da yapılmış.

Hıristiyanlığın yeni yayılmaya başladığı dönemdeki şikâyetlerin benzerleri, daha da şiddetli haliyle, Hıristiyanlığın en görkemli dönemlerinde de yaşanmış. Benzer şikâyetler, Müslümanlıkla ilgili olarak da yapılmış. Sahabelerden Ebu Zer’in, yine bir sahabe olan Halife Muaviye ile kavgaları güzel bir örnektir. Ayrıca benzer şikâyetleri, Yusuf Has Hacip’in 1069 da yazdığı Kutadgubilig adlı eserinde de görebiliyoruz.

Beyit 6458- Helalin adı kaldı, göreni yok; haram kapışıldı, doyanı yok.

Beyit 6466- Halktan vefa gitti, cefa kaldı; aranıldığında güvenilecek bir kimse kalmadı.

Yukarıdaki beyitler, Türklerin kitleler halinde Müslüman oldukları dönemde kaleme alınmış. Yani, Müslüman olmanın heyecanının halen hissedildiği bir ortamda ve İslâm’ın bin yıl bayraktarlığını yapmış Türkler arasındaki yaşanan olayların sonucunda yazılmış.

Türklerin en görkemli devletinin padişahı olan Muhteşem Süleyman (Kanuni Sultan Süleyman) dönemindeki bir olay, o dönemdeki insanlığın durumu hakkında bize bilgi verecek niteliktedir. Sultan Süleyman, 1534 yılında Bağdat’ı fethettiğinde, Türklerin meşhur divan şairi Fuzuli’yi tanıştırırlar. Padişah, Fuzuli’yi İstanbul’a davet eder ve Bağdat’tan ayrılır. Aradan bir süre geçtikten sonra Fuzuli, İstanbul’a padişahı görmeye gider. Ancak kimseye dert anlatamaz ve saraya alınmaz. Geri döner. Meşhur divanının başlangıcına şu beyti ekler: “Selam verdim, rüşvet değildir deyi almadılar.”

Daha önce yayınladığımız bazı yazılarımızda bahsettiğimiz, Cemel Vakası ve Sıffın Savaşlarının, Müslüman sahabeler arasında geçtiğini dikkate aldığımızda,  aslında günümüz insanlığının daha iyi durumda olduğunu görebiliriz.

Kitle iletişim ve ulaşım araçlarındaki hızlı gelişmeler, insanlık için çabalayan bizler için, güzel fırsatlar oluşturmaktadır. İnsanlardaki mal biriktirme hırsı ve dünya zevklerine tamah, dünya barışını korumamıza faydalı olabilir.

Tarihte güzel anılmak isteyen ve Yüce Yaradan’ın sevgisine mazhar olmayı hedefleyen şahısların oluşturabilecekleri güzel örnekler, insanlar için yol gösterici olabilir. Bilindiği gibi, insanlar tek kimlikli değiller. Hemen her insanın içerisinde, hem evliyalık hem de eşkıyalık vardır. Bunların hangisinin, insan davranışında etkili olacağı tam olarak bilinemez. Ama oluşturacağımız güzel örneklerle, insanlara yol göstererek, evliyalık tarafını etkili kılacak insanların sayıları artırılabilir.

Zaten de biz, insanların, yani kendimizin yapısını değiştiremeyiz. Bizim özelliklerimizi değiştirmek, sadece ve sadece Yüce Yaradan’ın uhdesindedir. Bizim yapabileceğimiz, insanları dürüstlüğe yönlendirecek güzel sistemler kurmak, güzel örnekler oluşturarak insanları ikna etmeye çalışmaktır. Böylece, güzelliklerin, üzüm salkımı gibi çoğalmasına vesile olmaya gayret etmektir. Gerisi, insanın kendisine ve insanın davranışlarına karşılık olarak, Yüce Yaradan’ın tavrına bağlıdır.

İnsanlığın geleceğiyle ilgili yapılacaklar, elbette ayrıntılara ihtiyaç duyar. Ayrıntılarla ilgili düşüncelerimi, bu sitede yayınladığım yaklaşık 600 civarındaki makalelerimin birçoğunda ifade ettim. İnşallah, bundan sonrasında da, değişik alanlarla ilgili olarak, çözüm konularındaki fikirlerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Bu yazı Sosyal kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir