FAKİR İKEN NE İSEN, ZENGİNKEN DE O OLMALISIN

FAKİR İKEN NE İSEN, ZENGİNKEN DE O OLMALISIN

 

(Not: Bu yazı 03 Ocak 2014 tarihinde bu sitede yayınlanmıştı. Silindiğinden aynen yayınlıyoruz.)

Daha önce bu sitede yayınladığımız, zenginlik nedir başlıklı yazımızda belirttiğimiz gibi, İslâmiyet de, biz de, zenginliğe karşı değiliz. Ancak, helâl yoldan olmayan zenginliğe itirazımız var.

Bu itirazımızın sebebi, zenginlerin, kendi iç huzurlarını bulabilmeleri içindir. Helâl yoldan zengin olanların büyük çoğunluğu, fakir iken nasıl bir insansa, zenginleyince de aynı şahsiyette oluyorlar. Ama önemli olan zengin olmaktır, hangi şekilde olursa olsun zenginlemek gerekir diyenler, zenginleyince değişiyorlar. Aslında, değişerek zenginleyen bu insanların da çoğu, kendi başlarına kalınca yaptıklarını beğenmiyor, içten içe kendilerine kızıyorlar. Fakat toplum önünde farklı davranıyorlar.

Bu yapıdaki zenginlerin yaşantılarıyla ilgili olarak daha önce bu sayfada örnekler verdik. Dışarıdan bakılınca imrenilen bu insanların büyük çoğunluğunun yaşantılarının ve iç dünyalarının aslında azap içerisinde olduğunu gözler önüne sermeye çalıştık.

İlgili yazılarımızda, Kuran’dan ayetler aktararak, kendilerinin hem bu dünyalarını hem de ahiretlerini kurtarabilmeleri için yollar gösterdik.

Mümtehine Suresi 7: “Umulur ki Allah sizinle onlar içinden düşmanlarınız arasında bir sevgi meydana getire! Allah buna kadirdir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.”

Biz de, insanlara her zaman bu umutla yaklaştık. Uyarılarımızı düşünüp değerlendirerek kendiliklerinden dinleyenler oldu. Onların, her iki dünyada da, bundan sonrası için, güzelliklere ulaşmalarını ummaktayız. Bizim uyarılarımızın aslında Yüce Yaradan’ın ikazları olduğunu fark ederek değişen bazı güzel insanların, en azından, bu dünyada, gerçek anlamda yaşamaya başladıklarını görerek seviniyoruz.

Yüce Yaradan bize, Kutsal Kitaplarıyla, her zaman yol gösteriyor. İnsanlara sabırla yaklaşmamızı istiyor. Onlardan antlaşmaya yanaşanlar olursa -eski hatalarını aynen tekrar etmemeleri şartıyla- onlarla anlaşmamızı öğütlüyor. Anlaşmalarına uydukları sürece bizim de anlaşma şartlarına uymamızı istiyor. Kalplerini bize ısındırdığı insanlarla kardeş olmamızı emrediyor.

Fakat anlaşmaya yanaşmayıp, ısrarla eski yanlışlarını aynen sürdürüp, zenginliklerini bu şekilde ilerleteceklerini, zenginlikleri sayesinde mutlu olduklarını zanneden gafillere karşı ne yapılması gerektiğini de, Kuran’da bize emrediyor.

Bu yazı YAŞAM kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir