BOLŞEVİKLER VE ÇAĞDAŞI İTTİHAT TERAKKİ ANLAYIŞLARI

BOLŞEVİKLER VE ÇAĞDAŞI İTTİHAT TERAKKİ ANLAYIŞLARI

 

Rusya’da Çarların baskıları ve yanlışlarına karşı başlayan gençlik hareketleri ile Osmanlı’da Padişah II. Abdülhamit’in baskıları ve yanlışlarına karşı gençlik hareketleri benzer dönemdedir.

Rusya’da başlayan gençlik hareketleri, sadece, Rus Çarlarının halka önderlik yapan insanlara baskı kurduğu, kendileri bolluk içerisinde yaşarken halkı fakirleştirdiği iddialarına dayanıyordu. Çarların dış siyasetleri hakkında ciddi bir düşünceleri bile yok sayılırdı.

Osmanlıdaki gençlik hareketlerinin temeli ile Ruslarınki aynı değildi. Birbirine benzeyen kısmı, Padişahın, halka önderlik eden insanlara baskı yapması, saray ve çevresi bolluk içerisinde yeni saraylar (Dolmabahçe, Yıldız gibi) ve kasırlar ile yalılar yaptırırken halkın giderek fakirleşmesidir.

İki hareketi birbirinden ayıran sebeplerin biri, devletlerin dış politikada düştükleri durumlardır. Rus Çarları yönetimindeki Rusya, hiç toprak kaybetmediği gibi, bazı kazanımları bile olmuştu. Fakat Osmanlı Devleti, bilhassa II. Abdülhamit’in padişahlığı döneminde, bir padişahın yönetiminde en çok toprak kayıplarını yaşamıştı. 1878’de Plevne’yi aldıktan sonra Çatalca’ya kadar hiç mukavemetle karşılaşmadan ilerleyen Rusların İstanbul’u ele geçirmesini, diğer Avrupa Devletleri önlemişti. Şıpka Geçidi’ne ve Plevne’ye yardım göndermeyen padişah II. Abdülhamit, donanmanın ve ordunun Payitahtı korumak için İstanbul’da kalacağını söylemişti. Bu cevap üzerine Şıpka Geçidini Savunan Süleyman Paşa’nın gönderdiği son telgraf şöyleydi: “Eğer Plevne kaybedilirse, savunulacak bir payitaht kalmayacaktır.” Gerçekten de II. Abdülhamit değil, Süleyman Paşa haklı çıkmıştı.

II. Abdülhamit Han, Balkanların önemli bir bölümünü kaybetmesine rağmen kendisini toparlayamadı. Kıbrıs ve Mısır İngilizler tarafından, Tunus ise Fransızlar tarafından işgal edildi. Ama padişah ses çıkaramadı. Padişah’ın güçsüzlüğü bununla da kalmadı. 1881’de Muharrem Kararnamesi ile Duyunu Umumiye Reisliğini kurdu. Günümüzdeki IMF’den daha sert tavırlar sergileyen bu kurum, devletin toplaması gereken bazı vergileri doğrudan kendi toplamaya başladı.

Üst üste gelen sıkıntılar, padişahın hareket kabiliyetini daha da sınırladı. Durumu toparlamak için, dış politikada, güçlü devletlerle denge politikası uygulamaya çalışmaktan, içte de, Türk olmayan guruplara aşırı tavizler vermekten başka çare bulamadı.

Padişah II. Abdülhamit’in bu çaresizliği, vatansever insanları derinden yaralamaya başladı. Vatanseverler çareler aramaya başladılar. Onlar da, bazen deneme yanılma metoduyla fikir ürettiler. Dolayısıyla padişah ile çoğu zaman ters düştüler. Padişah’ın takibatına uğradılar. Böylece, taraflar birbirlerine karşı tavırlı davranmaya başladılar.

Rusya’da ise durum daha farklı idi. Çarlar toprak kaybetmediler. Aksine sömürgeler oluşturma peşine düştüler. Fakat 19uncu yüzyıldaki Rus yazarların (Tolstoy, Dostoyevski, Puşkin, Çehov gibi) etkisiyle özgürlük istekleri artan gençler, halkın fakir, çarların ise şatafat içerisinde yaşamalarının da etkisiyle harekete geçtiler. Belki de bu sebeplerle kurdukları birliğe “kutsal hareket” adını verdiler. Ancak gerek çarların baskılarının artması, gerekse zengin fakir farkının getirdiği hınç, hareketin seyrini değiştirdi. Kutsal hareket olmaktan çıkarak, kindar hareket niteliğine büründüler.

Kutsal Hareketleri sonunda başarıya ulaştı. Çarların yerine kendileri geçtiler. Kendilerine acı çektirenlerden intikam almaya başladılar. Fakat kendilerinin çektiğinden daha sert intikam aldılar. Sadece yöneticilerden değil, yöneticilerin çocuklarından da acımasızca intikam aldılar. Lenin ve Troçki’den sonra, uzun süren Stalin döneminde, sadece yöneticilerden değil, halktan da intikam aldılar. Halkı, çarlardan daha beter baskı altına aldılar. Barış zamanında milyonlarca insanın ölümüne sebep oldular. Böyle olmasında belki de, “kutsal hareket” dediklerinin temelinde dini duyguların olmaması, aksine, dini uygulamalardaki bazı yanlışları bahane ederek, dine karşı çıkmaları sebep olmuştur.

Zora dayanan her hareket, karşısında yeni bir zora dayanan hareket oluşturur. Rusya’daki durum tam anlamıyla böyle oldu. Hâlbuki zorlama, sadece, uyarılara rağmen hatasında ısrar edenlere karşı nokta atışı şeklinde olursa, karşısında yeni bir zor hareketi başlatmaz. Her tarafa zor kullanmakla, hiçbir ahlâki düzen kurulamaz.

İttihat Terakkinin tavrı, tam anlamıyla nokta atışı şeklinde gelişti. Sadece Padişah II. Abdülhamit görevinden alındı, yerine kardeşini getirerek padişah yaptılar. Yani Padişahlığı kaldırmadılar veya başka bir sülâleden bir insanı padişah yapmadılar. Tahtan indirdikleri II. Abdülhamit’e gerekli saygıyı gösterdiler. Yeni kurulan bakanlar kurulunun çoğunluğunu, II. Abdülhamit’in eski yöneticilerinden oluşturdular.

Nitekim bu eski insanlardan oluşan yöneticiler, Balkan Savaşında Edirne’yi kaybettiklerinde geri almak için hiçbir adım atmayınca, meşhur Babı Ali Baskını ile Bakanlar Kurulunun değişmesini sağladılar. Ama yine onların yerine kendileri oturmadılar. Talat paşa 4 yıl sonra Sadrazamlığa oturdu, Enver Paşa 1 yıl sonra Harbiye Nazırı oldu. Bu baskın sonucunda Padişahı da değiştirmediler. Baskındaki ölü sayısına ve sonuçlarına bakılınca, bu olaya baskın bile denilemez.

Çünkü İttihat Terakki hareketi, kindar bir hareket değildi. İnsanların hatalarını söylerken, dayandıkları temelin Allah’ın emirlerine uygun olmasına dikkat ediyorlardı. Bu anlayışın böyle olduğunu, tarihi olayların gelişiminden anlıyoruz. Nitekim 1914 başında, Enver Paşanın bakanlar kurulu üyesi olmasından sonra ortam değişti. Manen çöküntüye uğramış ve umudunu kaybetmiş halk tekrar canlandı. İnsanların kendilerine güvenleri geldi, maneviyatları güçlendi ve Çanakkale destanı oluştu. Bütün bunların tesiriyle, her türlü dış müdahaleye rağmen, yeni bir devlet kuruldu.

Demek ki, insanların yaptıklarını iddia ettiğimiz hatalarla ilgili eleştirilerin temeli, onların, Allah’ın emir ve yasaklarına uyup uymadıklarına dayanmalıdır. Yanlışta ısrar edenlere karşı yapılacaklar da, yine, Yüce Yaradan’ın emir ve yasaklarına uygun olmalıdır.

Bu yazı Sosyal kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir