DEVLETLERİN GÜCÜ VE AİLE YAPISI

DEVLETLERİN GÜCÜ AİLE YAPISIYLA BAĞLANTILIDIR 4

 

Geçmiş tecrübeler göstermiştir ki, aile birliğinin dağıldığı ülkeler, gönüllü asker bulmakta zorlanacaklardır. Mecburen paralı askerlik sistemine döneceklerdir. Paralı askerlerin geleneksel silahlarla savaşmaları halinde kaybetme ihtimalleri kuvvetlidir. Tarihe bakıldığında, gönüllü askerlerin cansiperane mücadeleleriyle kurulmuş devletlerden, sonradan paralı askerlik sistemine geçen devletler, mutlaka yıkılmıştır. Yıkılan devleti tekrar ayağa kaldıranlar, aile temelleri sağlam olan gönüllü askerler ve sivil yardımcıları olmuşlardır. Eğer aile temelleri sağlam olanların sayıları yetersiz kaldıysa, yıkılan devlet bir daha kendini toplayamamıştır.

Aile birliği dağılması, TANRI’NIN yerini paranın ve makamın almasıyla doğru orantılıdır. Paranın ve makamın Tanrı olduğu toplumlarda, insanların sadakatine güvenilmez. Paraya tapan veya önceleyen her insanın bir fiyatı vardır. Güvenlik sistemlerinin başlarındaki insanlar bile satın alınabilir. Devletler, bu satın alınmanın etkisini azaltmak için, güvenlik sistemlerini bölümlere ayırırlar ve bir kişinin bildiği kısımları sınırlı tutarlar. Böylece sistemi koruduklarını zannederler. Hâlbuki eğer sıradan bir insan satın alınabiliyorsa, aynı guruptan –hepsi olmasa bile- birkaç insan daha satın alınabilir demektir.

Takdir edileceği gibi, her insan para ile satın alınamayabilir. Parayla satın alamadıkları dürüst insanlara da, şantaj yaparlar. Onları da, eşi, çocukları ve yakınlarıyla tehdit ederler. Böylece, dürüstlere de istediklerini yaptırmaya çalışabilirler. YÜCE YARADAN’A olan imanı biraz zayıflamış olan insanların, böyle korkutmalara boyun eğmeleri ihtimali kuvvetlidir.

Bu sebeplerle, insanlığı toparlamaya çalışacak ve zalimlikleri azaltacak olanlar, aile bağlarının yanında, tek olan TANRI’YA imanları da çok güçlü olan insanlardır. Böyleleri, bu dünyada huzur içerisinde olurlar. YÜCE YARADAN’IN huzuruna vardıklarında da mutlu bir yaşam süreceklerini Kur’an’dan anlıyoruz. Dolayısıyla böyle güzide şahsiyetlerin, zalimlerden korkmaları ve geri adım atmaları düşünülemez. Bu yapıdaki şahsiyetlerin kurdukları sistemi, aralarından bir miktar insan satın alarak çökertmek mümkün değildir. Çünkü bu mümtaz insanların destekçisi, YÜCE YARADAN’DIR. Bu sebeple, kendiliklerinden bozulmadıkça, her zaman, tek olan Tanrı’nın yolunda yürüyenler galip geleceklerdir.

Zıtlıkların iç içe olduğu ABD’de başlayan, “gerçek aşk bekler” hareketi ve evlenmeden önce tarafların imzaladıkları “ömür boyu eşim olacak kişiyi akıllıca seçtim” gibi uygulamaları, bizim için güzel örneklerdendir.             Takdir edileceği gibi, aşk, nefsin şehevi duygularının tatmin edildiği bir şey değildir. Gerçek aşk, hayatı birlikte ve saygı içerisinde yaşamaktır. Dolayısıyla, bu hareketleri süratle artırmak ve dünya çapına yaymak için gayret göstermek gerekir. Çünkü günümüzde sayıları az da olsa, insanların bir kısmı tutunacak dal arıyorlar. Yukarıda bahsettiğimiz güzide insanlarla birlikte görevimiz, bu arayıştaki insanlara dal uzatmak ve dal uzatılmasını içtenlikle isteyenlerin sayılarını da artırmaktır. Tutunup tutunmamak, el uzatılan insanların sorumluluğundadır. Biz insanlardan sorumlu değiliz, ama tutunacak dal arayanlardan sorumluyuz. Diğer yandan, bizler benzer uygulamaları yaptıkça, YÜCE YARADAN nezdinde itibar kazanacağımız ve bizim gibi ahlâklı insanların sayılarının artacağı aşikârdır.

Bizim çocukluğumuz ve öncesinde, çocuklarda biat anlayışı hâkimdi. Cevaplarımız çoğunlukla “evet” idi. Gençlik ise, her dönemde asi olarak görülmüştür. Sokrates bile, gençlerin büyüklerine karşı saygısız davranışlarından yakınmıştır. Sokrates’in şikâyetleri günümüz gençliğinde daha belirgindir. Gençlerdeki bu anlayış, doğru yönlendirilirse tekrar bazı güzelliklere ulaşılması mümkündür. Çünkü gençlerin önemli bir bölümü içten pazarlıklı değildir. Henüz hayatın acımasız çarkları arasında ezilmediklerinden büyüklerine göre daha dürüsttürler. Onlardaki bu güzelliği ön plana çıkarmaya çalışmak, bizlerin önemli görevlerimiz arasındadır.

Bazı yazılarımızda ifade ettiğimiz gibi, her insanın içerisinde evliyalık ve eşkıyalık hissi vardır. Eğer onlara tutunacak dal uzatmazsak, kâr hırsı peşinde koşan ve paranın kulları olan bazı zalim insanlar, bu gençleri çileden çıkarabilirler ve sonrasında, onların da çoğunu kendilerine benzetebilirler.

Gençlere yol gösterecek insanlar, onların sorgulayıcı vasıflarını dikkate almalıdırlar. Gençlerin sorgulama anlayışları, yaşlı insanlarınkiyle aynı değildir. Gençken idealist olduğunu düşünen insanların bir kısmı, halen aynı yapılarını sürdürse bile, kendisinin aldatıldığını düşünmektedir. Artık, kafalarında “doğru” diye inandıkları bir şey kalmamıştır. Gençlikten sonra hayat çarklarının arasında ezilmiş olanlar ise, artık parayı tanrı gibi görmeye başlamışlardır. Bunların sorgulamaları insanlık adına değil, kendi güçlerini artırma üzerine olmaya başlamıştır.

Malcom X’in dediği gibi, gençlere nasihat etmek yerine onlara güzel örnek olunursa, gençlerin sorgulayıcılıkları devreye girecektir. Bu irdelemelerinin sonunda gençlerin bir bölümü, her şeye hayır demek yerine, sadece yolsuzluk ve soysuzluklara hayır deme noktasına gelebilecektir. Sonuçta gençlerin, kendilerine güzel örnek olan insanların yapacakları tavsiyelerin çoğuna, “evet” demeye başlama ihtimalleri kuvvetlenecektir.

Gençlere örnek olabilmemiz, onlar daha küçük iken eğitimlerinin sorumluluğunu devralmamızla başlar. Üç yaşından itibaren çocukları eğitmeye başlamak faydalı olacaktır. Böylece çocuğun karakteri şekillenirken onların yanında olmak gerekir. Çocukların yanında sadece eğitimcilerin olması yeterli değildir. Ailelerle birlikte çabalamak gerekir. Bu sebeple, eğitime alınacak çocukların seçiminde, ailelerle ilgili çok titiz çalışılmalıdır. Bu çocuklar ergenlik yaşlarını geçene kadar, eğitime devam edilmelidir. Bunların uzaktan gelenleri için barınma sorunları ve şahsi harcamaları çözülmelidir. Eğitimcilerin, mümkün olduğu kadar örnek insanlardan oluşmasına dikkat edilmelidir.

Önlerindeki örnekleri takip eden gençler; sevginin, samimiyetin ve dostluğun, sabırla geliştiğini kavrayacaklardır. Böylece, huzurlu ve geleceğinden korkmayan yaşayış tarzına kavuşan gençlerin sayısı artacaktır. Ruhlarının yalnızlıktan kurtulduğunu gören bu gençlerin içerisinden hayatın ve çevrenin etkisiyle yanlışa düşenler elbette olacaktır. Ama eğer gençler, birbirlerine ve onları eğiterek yardımcı olan eğitimcilerine sarılırlarsa, bu gençlerin gayretleriyle, insanlığın geleceğinin güzelleşeceği aşikârdır.

Ancak, küreselleşmenin etkisindeki günümüz gençlerine, sadece örnek olmak yeterli olmaz. Gençlerin hayata atıldıklarında, ihtiyaçları olan maddi ve manevi destekleri de verebilmek faydalı olacaktır. Böylece, gençlerin içerisinden, hayatın acımasız çarkları içerisinde ezilecek olanların sayılarını azaltmış oluruz. Bu desteklerin mümkün olduğu kadar bir sistem içerisinde olması, güzelliklerin üzüm salkımı gibi çoğalmasına vesile olacaktır.

Dünyanın her tarafındaki, aile bağları ve YÜCE YARADAN’A olan kalpten bağlılıkları güçlü insanlar olarak, ağaç yaşken eğilir sözünü dikkate almalıyız. Kendimize benzer aile yapılarının çoğalabilmesi için, çocuklara ve gençlere ayrı bir önem vererek çalışmalıyız. Gençlerdeki ruhsal farkındalığın gün yüzüne çıkmasını tetiklemeliyiz.

İnsanların bir bölümü, ortamdaki yolsuzluk ve soysuzluklardan bıkmış haldedir. Yolsuzluklara, uyuşturucuya, zinaya, eşcinselliğe, pornografiye karşı toplumsal tepki ve adalet arayışı içerisindedir. Böyleleri, YÜCE YARADAN’IN gösterdiği yolda yürümek gerekliliğini canı gönülden kavramış haldedir. Muhtemelen, önlerine düşecek, cesur ve güzel örnekleri beklemektedirler.

Bu yazı Sosyal kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.