KÂMİL İNSANIN ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE

KÂMİL İNSANIN ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE

 

Konu ile bağlantılı olarak, bu sitedeki  “Kâmil İnsanlar Bal Arıları Gibi Olmalıdır” başlıklı bir makale yayınlamıştık. Bu yazımızda ise, konuya biraz daha farklı açıdan yaklaşmaya çalışacağız.

Günümüz anlayışıyla ifade edersek, kâmil insan olmak, amatör sporcu ruhuna sahip olmaktır. Yaptığın sporu, en iyi şekilde yapmaya gayrete ederken, bunu maddi gelir için kullanmamaktır.

Kâmil insan olmak, maddeten güçlü iken bile, ruhen yüksekliği muhafaza edebilmektir. Olgun insan, maddeten zengin iken bile, sohbetlerde para konuşmayı ayıp sayar.

Kâmil insan, kendi kendine yeter güce sahip olmaya çalışır. Kendi kendine yeter olma hali, sadece maddi açıdan değil, manevi açıdan da gereklidir. Bu sebeple olgun insan, sıkıntılı anlarında kimseden yardım istemediği gibi, en tehlikeli durumlarda bile, son ana kadar, başkasından yardım istememeye gayret eder.

Olgun insan olabilmek için, davranışlarda dengeli olmaya çalışmak gerekir. Bu denge, ne kadar çok alanda gerçekleştirilirse, kâmil insan olmaya o kadar yaklaşılır.

Kâmil insan, genel anlamda, tutumlu olmalıdır. Yani cimri de olmamalı, savurgan da olmamalıdır. Fakat şartlar gerektirdiğinde, bilhassa ihtiyaç sahiplerine karşı eli açık olabilmelidir.

Kâmil insan, genel anlamda ihtiyatlı olmaya gayret etmelidir. Fakat ihtiyaç olduğunda, derhal karar verip hızlı hareket edebilmelidir. Diğer taraftan, atak olurken bile, ihtiyatlı olmayı başarabilmelidir.

Kâmil insan, karşısındakilere göstereceği sevgide de, düşmanlıkta da, dengeyi tutturmaya çalışmalıdır. Gösterilecek yersiz bir sevgi, aşırı sevgi gösterdiğimiz insanın aleyhine sonuç oluşturabilir. Veya haksız bir düşmanlık, bizi, olgun insan olma yönündeki yolumuzdan alıkoyar.

Kâmil insan, gururlu olmalıdır. Ama gururlanmamalıdır. Gururlanmadan, alçak gönüllü davranırken onurlu kalmayı başardıkça, kâmil insan olma yolunda derecesi yükselir.

Kâmil insan, soğukkanlı olmayı başarabilmelidir. Soğukkanlı olabilmek için, sahip olunması gereken bazı özellikler vardır. Öncelikle manevi bir sağlamlık gerekir. Manen sağlam olabilmek için, ruhen yükselmek lâzımdır. Bazı anlarda, ruhen yükselmek yeterli olmayabilir. Ruhen yüksekliğini davranışlarına yansıtabilmelidir. Bu yansıtmayı başarabilmesi için, bilgili olması gerekir. Bilgi sahibi olmaktan maksat, sadece karşılaşılan olayla ilgili bilgi değildir. Tarih ve sosyal konularda, doğru yorum yapabilecek kadar yeterli bilgi sahibi olunmadan, anlık olaylar hakkında bilgi sahibi olmamız, davranışlarımızı olgunlaştırmayı ve doğru karar vermemizi sağlamayabilir.

Her insan, birçok olay karşısında heyecanlanır. İnsanların soğukkanlı davranamadığı birçok vaka vardır. Dolayısıyla, soğukkanlı olamadım diye umutsuzluğa kapılmamalıdır. Zaman ilerledikçe, bilgi seviyemiz arttıkça, manevi yönümüz geliştikçe heyecanımız azalacak ve soğukkanlı davranacağımız olay sayısı artacaktır.

İnsan hayatında, bazen felâket seviyesinde olaylarla karşılaşır. Büyük bir yangın olabilir. Veya bindiğimiz bir gemi batmaya başlayabilir. Böyle anlarda öncelikle kimi kurtaracağımız konusu kafamızda hep soru olarak kalmıştır. Kurtarılacaklar arasında yakınlarımızın olması, bu sorunun cevabını daha da zorlu hale getirir. Kâmil insan, önce kimi kurtaracağını değil, daha çok insanı kurtarabilmek için ne yapması gerektiğini düşünmelidir.

Kâmil insan, şartlara göre fikir değiştirmez. Bunu hem hak ve adaleat anlayışında yapmaz, hem de maddi konularda yapmaz. Şahsi menfaati için fikir değiştirmez ve sözünden dönmez. Sıkıntılı anlarda fikrini değiştirerek, ahlâkın kestirme yollarına girmez.

Kâmil insan, çevresindekilere karşı -yapısı elverdiğince- kaba davranışlarda bulunmamaya çabalar. Sabırla, kibar ve nazik olmaya gayret eder. Ancak, kalbi mühürlenmişler gibi davranarak insanlığa zarar vermekte ısrar edenlere karşı, keskin bir kılıç olmaktan çekinmez.

Kâmil insan; ailesine, çevresine, ülkesine ve insanlığa karşı sevgi besler ve saygı duyar. Bunlar arasında denge kurmaya çalışır. Alacağı kararlarda, hepsinin birden faydasına olmasını düşünür. Gerekirse, kendisinden fedakârlık yapar, diğerlerine zarar gelmemesi için uğraşır. Mecbur kalmadıkça aralarında ayrım yapmaz. Çok mecbur kaldığında ise, tercihini, insanlığın güzel geleceği yönünde kullanır.

Kâmil insanın amacı, daha çok kişinin kâmil insan olma yoluna girebilmesi için gayret ederek, onlara yol göstermek ve örnek olmaya çabalamak olmalıdır. Kâmil insanlar böyle davrandıkça, insanlığın içerisindeki olgun şahısların sayısı, üzüm salkımı şeklinde hızla artacaktır. Kâmil insan sayısı arttıkça, insanlığın önündeki sorunların çözümü kolaylaşacaktır.

Bu yazı YAŞAM kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir