İNSAN, KENDİ KENDİNE YETERLİ MİDİR?

İNSAN, KENDİ KENDİNE YETERLİ MİDİR?

 

Kendi kendine yeter olduğunu düşünen bir insan, Yüce Yaradan’ın yardımına ve yol göstermesine ihtiyaç duymaz. Allah’ı yok sayar ve zaman içerisinde kendisini Tanrı yerine koymaya başlar.

Gerçek bilim insanlarının değil, ama bilimcilerin iddiaları, insanın kendi kendine yeterli olduğu şeklindedir. İnsanın kendi kendisine yetmesi için, her şeyi bilmesi şarttır. Hâlbuki insanların en zekisinin bile her şeyi bilmeyeceğini, bilimdeki gelişmeler ispatlamaktadır. Bilindiği gibi, bilim, gerçek olduğunu savunduğu düşünce sistemini yanlışlayabildiği ölçüde ilerler. Bu nedenle Karl Popper’e göre,  bilim, bir şeyin doğru olduğunu kanıtlamaz.

Demek ki, dönemlerinin en zeki bilinen insanlarının ulaştığı ve bizim doğru olarak kabul ettiğimiz bilgiler yanlışmış ki, bir başka insanın yeni bulduğu bilgiler kabul görmektedir. Döneminin en zeki insanlarının sürekli yanlışlanarak yeni ulaşılan bilgilerin kabul görmesi, kısır bir döngü oluşturur. Eğer, yeni elde edilen bilgiler, eskilerini hükümsüz kılıyorsa, bu kısır döngü sonsuza kadar edecektir. Yani insanlık var oldukça devam edecektir.

Bilindiği gibi, dünyanın en zeki insanının ulaştığı bilgiler, bilim dallarından herhangi birine aittir. Diyelim ki, fizik dalına ait bir bilgidir. Bir kişinin ulaştığı yeni bilgiler, fiziğin de yüzlerce alanından sadece birine aittir. Günümüze kadar, bir bilim dalının bütün alanlarında bilgi sahibi olan birisine rastlanmamıştır. Takdir edileceği gibi, geçmiş tarihlerde daha az şey bilindiği için, bilim dallarının kapsadığı alanlar daha dar idi. Her geçen gün, bu alanların sayısı artmaktadır.

Dolayısıyla, gelecekte bir bilim dalının bütün alanlarında bilgi sahibi olacak bir insanın var olabileceğini iddia etmek mümkün değildir. İnsanların en zekisi olan kişinin, üzerinde çalıştığı bir bilim dalının bütün alanları hakkında bilgi sahibi değilken, bu kişinin diğer bilim dalları hakkında bilgi sahibi olması düşünülemez.

Demek ki, insanların en zekileri bile, bırakın kendi kendine yeter olmayı, bilim denizine akan nehirlerin kollarının bir deresi konumunda bile değildir. İnsanların en zekilerinin kendilerine yeter olmaları düşünülemezken, milyarlarca insandan herhangi birinin kendi kendine yeterli olması hayal bile edilemez.

Fert olarak hiçbir insanın kendi kendine yeterli olamayacağı gerçeğini bilen bazı tanrıtanımazlar, insanlığın bir bütün olarak kendi kendine yeteceğini iddia etmektedirler. Gerek yapay zekâ, gerek birkaç canlı türünün klonlanması ve gerekse içinde bulunduğumuz güneş sisteminin dünyaya yakın birkaç gezegenine insansız uzay aracı göndermemiz, tanrıtanımazları heyecanlandırmaktadır.

Tanrıtanımazların iddia ettikleri gibi, acaba bilimdeki gelişmeler, insanlığı kendi kendine yeter hale getirebilir mi?

Önce yapay zekâ konusunu çok kısa olarak irdeleyelim. İlk akla gelen soru, insanların, kendilerinden daha kapasiteli zekâ yapmaları mümkün müdür olacaktır. Bu soruya evet cevabı verilebilecek tek alan, analitik hesaplamalardır. İnsanların yapacakları yapay zekâlar, kendilerine verilen formülleri kullanarak, rakamların değerlendirilmesini, insanınkinden çok daha hızlı yapabilirler. Ama hepsi bu.

Yapay zekâların, kendiliklerinden yeni bir formül oluşturması mümkün değildir.

Yapay zekâların, çok hızlı bir şekilde yaptıkları matematik hesaplamalarının sonuçlarına, insanlar gibi duygusal yönlerden de bakarak çözüm üretmesi münkün değildir.

Yapay zekâların, vicdan sahibi olmaları (bizim onlara verdiğimiz formüller dışında) mümkün değildir.

Yapay zekâlar, insanların, bir malzeme veya demir vb bir eşya olmaları halinde o eşyaya yani eşya özelliğindeki insana faydalı olabilirler.

Yapay zekâlar konusundaki irdelemeleri, okuyucuların çok daha geniş bir şekilde yapacaklarına inandığımdan, bazı canlıların klonlanması (kopyalanması) hususunu ele alacağım. Kopyalama, daha önceden var olan bir canlıdan alınan hücrelerin, başka bir ortamda yaşatılması demektir. Zaten mevcut olan bir koyundan bir hücre aldığımızı düşünelim. Bunun dışarıda başka bir ortamda beslenerek yeni bir koyun elde etmiş olalım. Bu yeni koyun, bizim yarattığımız bir koyun mudur?

Bilimcilik yapanlar şu savunmayı yapabilirler. Günümüzde henüz hücrenin yapısını anlamaya çalışıyoruz. İleride anladığımızda, insanlık da, sıfırdan bir hücre yapabilir.

Bilimcilik yapanların bu iddialarına inanacak kişi var mıdır bilemiyorum. Ama iddialarında ısrar etseler bile, hücre yapımında kullanacakları bütün malzemeler, zaten yeryüzünde mevcut olan elementler olacaktır. Dolayısıyla, insanın gelecekte de kendi kendine yetmesi mümkün değildir.

Gelelim uzay alanındaki çalışmalara. Bilim insanlarının bugün itibarıyla söylediklerine göre, kâinatta trilyonlarca güneş sistemi var. Bilimdeki gelişmeler ilerledikçe, daha ne kadar yeni samanyolu tespit edileceği belli değil. Biz bugün, henüz kendi güneş sistemimizi bile anlamış değiliz. İçinde bulunduğumuz sistemi anlamamızın kaç yıllar alacağını kimse bilmiyor. Dolayısıyla, evrendeki trilyonlarca güneş sistemini anlayabilmemiz için acaba ne kadar süre gerekir?

Bilimdeki gelişmelerin ışığında milyonlarca yıl sonrasında, evreni anlayacağımızı iddia edebilirler. Bu durumda akla gelen soru şu olacaktır. Yeryüzünün kaynaklarının insanlığın ömrünün milyonlarca yıl sürmesine imkân vermesi mümkün müdür?

Yukarıda çok kısa olarak ve sorularla irdelediğimizden net olarak anlaşılan şudur ki, insanlığın kendi kendine yetmesi mümkün değildir.

Son günlerde Çin’de ortaya çıkan ve hızla yayılmaya başlayan basit bir virüs karşısında, çaresizlik içerisinde bocalamaktayız. Bu durumdaki insanlık, kendi kendisine yeter olabilir mi? Bugün bu virüs ile mücadelede başarılı olsak bile, ileride benzeri başka olaylarla karşılaşmayacağımızın garantisi var mı? Bırakalım garanti aramayı, küreselleşme ve serbestleşme bu şekilde ilerledikçe, yeni belalarla karşılaşma ihtimalimiz her geçen gün artmaktadır. Gelecekteki bu sıkıntıların olması ihtimali giderek güçlenirken, çaresizlik içerisinde bocalayan insanlık, neyin çözümünde kendi kendisine yeter olacaktır?

Yine son günlerde yaşadığımız bir başka sıkıntılı durum var. Bir anda ortaya çıkıp bir araya toplanan milyarlarca çekirge karşısında çaresiz kaldık. Böylesine farklı ve hiç aklımıza gelmeyecek bir olayda çaresiz kalan insanlık, aynı anda oluşacak birkaç bela olayın vuku bulması durumunda, kendi kendisine nasıl yetecektir.

Bu konuda Kur’an ne diyor bakalım. Kur’an, insanın kendi kendisine yetemeyeceğini, sadece Yüce Yaradan’ın, Kendisine yeteceğini net bir şekilde ifade etmektedir. Kendi kendisine yeteceğini iddia eden insanları da kâfir yani Tanrıtanımaz olarak tanımlamaktadır.

 Alâk Suresi 96/6 ve7: “Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.”

Devamındaki ayet ise, insanlığa çok ciddi bir uyarıdır.

8: “Şüphesiz dönüş, ancak Rabbinedir.”

Allah’ım, Senin gönderdiğin delilleri anlayabilmemiz için, bizlere anlayış ihsan eyle.

Bu yazı Sosyal, YAŞAM kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir