DİN VE MATERYALİZM AÇISINDAN ÇALIŞMA

DİN, ÇALIŞARAK, MATERYALİZM, ÇALIŞMADAN KAZANMAMIZI İSTER

 

Günümüzde yaşayan tek Tanrılı dinler, Musevilik (Yahudilik), Hıristiyanlık (İsevilik) ve Müslümanlıktır (Muhammedilik). Her üç dinin de inandığı Tanrı aynıdır. Hepsinde Tanrının, insanlardan istekleri birbirine benzer. Bu benzerlik çalışma konusunda da görülmektedir.

Önce Hz. Musa peygamberimize gönderilen on emire bakalım. Aslında gönderilen sadece on emir değildir. Yüzlerce yol gösterici ayet vardır. Ama tıpkı İslâmiyet’teki büyük günahların Enam Suresi 151-152 ayetlerde bahsedildiği gibi, Eski Ahit’teki emirler de bir araya getirilerek on emir oluşturulmuştur.

On emir içerisinde sebt (şabat) günü hariç, altı gün çalışacaksın denilir. Bu altı gün bütün işlerini görmesi yedinci gün dinlenmesi istenilir. Demek ki Musevilikte, çalışma esastır. Diğer taraftan yine on emir içerisindeki “çalmayacaksın” emri de çalışmanın önemini vurgular. Çalmamak, başkasının sırtından geçinmemektir. Başkasının hakkını yememektir. Kendi hak ettiğin ise, ancak çalışmayla elde edilir. Demek ki, Rabbimiz, Hz. Musa peygamberimizin aracılığıyla, bizden çalışmamızı ve çalışarak geçinmemizi istemektedir.

Hz. İsa peygamberimize gönderilen Yeni Ahit yani İncil, birbirinden farklı kitaplar halindedir. Ancak bazı ortak ayetleri vardır. Bunlardan birisi de Hz. İsa peygamberimizin şu sözüdür: “Yeryüzünün terinde ekmeğini yiyeceksin.” Demek ki Baba bildiğimiz Tanrımız, Hz. İsa peygamberimiz aracılığıyla, bizden çalışarak geçimimizi sağlamamızı istemektedir.

Hz. Muhammed peygamberimize gönderilen ve değişmeyen tek kutsal kitap olan Kur’an’da Necm Suresi 39uncu ayette “insan için şüphesiz, çalışmasından başka yoktur” denilmektedir. Aynı surenin devamındaki ayetlerde, bu çalışmanın karşılığını ahirette verileceği ifade edilir. Bu beyanlardan anlaşılan, geçimimizi çalışarak sağlayacağız, ama zar zor geçinsek bile, bu çalışmamızın karşılığını ahirette alabileceğiz. Yeter ki, Allah’ımızın Hz. Muhammed peygamberimiz aracılığıyla indirdiği Kur’an’da gösterilen yoldan ve kendimiz çalışarak kazanç sağlayalım.

Kur’an ayetlerinden anladığımıza göre, çalışmaktan maksat, tek başına maddi üretim değildir. Çalışma, ahlâki bir anlayışla birlikte olmalıdır. Çalışma, günaha karşı bir korunma vesilesi olmalıdır. Çalışma, fikirde hür olmanın temel kaynağıdır. Çalışma, insanı “insan” yapmanın güzergâhıdır.

Çalışmakla önceki paragrafta ifade ettiğimiz faydaların sağlanabilmesi için, çalışma kavramına, materyalist pencereden değil, din açısından bakmak gerekir.

Materyalizm, çalışmaya külfet olarak bakar. Çalışmanın sadece sonuçlarıyla ilgilenir. Gerek kapitalizm ve gerekse Marksizm, çalışmayı, ahlâki bir olgu olarak görmez. Bilim de, çalışmayı ahlâki değil, külfet olarak gördüğü için, tıpkı materyalizm gibi, yalnızca sonuçlarıyla ilgilenir. Bilim de, materyalizm de, aynı sonuçlara daha az çalışarak ulaşmanın yollarını arar.

1930’lu yıllarda, kapitalizmin ekonomi bilimcileri, çalışma hayatının geleceğini kurguluyorlardı. Materyalist düşüncedeki ekonomi bilimcilerine göre, gelişen teknoloji verimliliği artıracak ve insanlar daha çok kazanacaktı. Dolayısıyla daha az çalışarak aynı sonuca ulaşabileceklerdi. Makineleşme hızlandıkça, çalışma saatleri azalacaktı.

1929 ekonomik buhranının en ünlü ekonomi bilimcisi Keynes dâhil, çok sayıda mühendis ve bilim insanı, 2030 yılına gelindiğinde, haftalık çalışma saatlerinin onbeş saate kadar düşeceğini hesaplıyorlardı. Bu sebeple, insanların kalan uzun boş zamanlarında sıkılacaklarını düşünerek, can sıkıntısını azaltacak yöntemler üzerine çok sayıda fikirler üretilmeye başlanmıştı. Bu hususta kitaplar bile yazılmıştı. Fakat düşündükleri olmadı. Olamazdı da. Çünkü materyalist anlayıştaki insanın, hep daha fazla kazanmanın peşine düşmesi, materyalizmin doğası gereğiydi.

Günümüzdeki ekonomistler, çalışmadan para kazanma hırsındaki insanlara yeni yöntemler buldular. Sanal ekonomik ortamlar oluşturdular. Materyalist anlayışa uygun olacak şekilde, insanlara oturdukları yerden para kazandırmanın yollarını geliştirdiler. Bunu sağlamak için bilimi ve teknolojiyi kendi amaçlarına hizmet ettirdiler. Ekonomi dehâlarının maksatları, oturduğu yerden para kazananlardaki daha çok kazanma hırsını tetikleyerek, aslında kendilerinin oturdukları yerden kazanmalarıdır.

Her ekonomik buhran, insanlığa pahalıya mal oldu. Zengin ile fakir arasını açtı. İnsanlığın arasına nifak soktu. Ekonomik buhranların oluşma sürelerini ise kısalttı. Dolayısıyla insanlığın içerisine bıraktıkları bombanın gücünü daha hızlı artırmaya başladılar.

İnsanlığın güzel geleceğiyle ilgili umutlarımızın oluşabilmesi, çalışma konusuna dini açıdan yaklaşmakla sağlanabilir. Buna da, önce din insanları önderlik ederlerse, güzelliklere daha çabuk ulaşabiliriz. Yüce Yaradan’ın çalışma konusundaki tavsiyelerini dinlersek, hem bu dünyada huzurumuz artar, hem de ahirette karşılığını alırız.

Bu yazı YAŞAM kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir