DEVLET VE TERÖRİST FARKI

DEVLET İLE TERÖR GURUBU ARASINDAKİ FARK VE KUR’AN’IN MİSALLERİ

 

(Not: Bu makale Temmuz 2014 tarihinde bu sitede yayınlanmıştı. Silindiğinden, imlâ hatalarını düzeltmeye çalışarak aynen yayınlıyoruz.)

Terör gurubu, amacına ulaşmak için, kendilerince suçlu olduklarını düşündükleri insanlardan ziyade, ilgisiz masum insanlara saldırır.

Devlet ise, suçlu bulduğu insanların bizzat kendilerini (adalet kavramından sapmadan) cezalandırır. Eğer bir devlet bunu yapmıyor, teröristin yaptığı bir harekete cevap verirken, doğrudan ve bilerek masum insanlara saldırıyorsa, o devletin saygınlığı kalmaz. Devlet de, teröristin seviyesine doğru düşmeye başlar. İntikam hırsıyla yapılan ve masumları ayırt etmeyen böyle uygulamalar, Allah’ın istemediği davranışlardır.

Zaten böyle hatalı davranışların sonunda, Devlet haklı olsa bile, haksız konuma düşer. Ayrıca istemediği halde, terörün zeminini güçlendirir.

Böyle durumlarda yapılması gerekenler, istişare edilerek belirlenmelidir. Böylece hatalar azaltılır. Veya Kur’an’da ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatında örnekler aranarak, ne yapılacağına karar verilmesi daha uygun olur.

Hz. Muhammed (s.a.v.), Medine’ye hicret eden Müslümanların Mekke’deki mallarına el konulmasına içerlemiş ve Mekkelilere ait bazı kervanların mallarına el koymuştu. Ama onların (Mekke’nin ileri gelenlerinin) sadece mallarına ve misliyle el koymuş, kervanlardaki hiç kimsenin öldürülmesine izin vermemişti. Hz. Peygamber, Kur’an’da kendisine vahyedilenlere göre kısas uyguluyordu.

Eğer Mekkelilerin, hicret eden Müslümanların mallarına el koyan ve törelere uymayan bu davranışlarının önünü kesmek mecburiyetinde kalınmasaydı,  ayrıca mallarına el konulduğu için fakirleşen Müslümanların maddi ihtiyaçları olmasaydı ve hareket sadece Peygamberin kendisine yapılsaydı, affedebilirdi. Fakat genel ahlâk anlayışına uymayan davranışlar ve diğer şartların zorlamasıyla, affetmedi. Ama yine de sadece misliyle cevap verdi.

Bilindiği gibi, Kur’an-ı Kerim’de, insanlar için örnek olması bakımından çok sayıda olay bahsedilir. Kutsak Kitapta verilen örneklerin biri hariç tamamı, Orta Doğu bölgesinde geçer. Sadece, Yasin Suresi 13-29. ayetler arasında anlatılan kıssadan hisse hikâyesi için, yer ve peygamber adı verilmez. Fakat İslâm bilginlerinin çoğu, bu olayın da Orta Doğu’ya yakın bir bölgede geçtiğini düşünürler.

Allah, başka bölgelerden örnek verebilirdi. Fakat Allah, Kur’an’ın indiği bölgedeki insanların kısmen de olsa duyduğu olaylar olmasını istemiş olabilir. Böylece insanlar, daha çabuk ders alacaklar ve kendilerini düzeltebileceklerdir. Veya bu bölgede çok farklı guruplar yaşadığı için, diğer bölgelere göre örnek olacak çok daha fazla olay meydana gelmiş olabilir.

Kur’an’da verilen örneklerin ortak yönleri vardır. Nitekim bölge insanı ve ileri gelenleri, önce uyarılır. Bu ikazlar, farklı yönlerden ele alınarak birkaç defa tekrarlanır. Bu uyarıları bazı insanlar anlarlar ve kendilerini düzeltirler. Böylece kurtuluşa ererler.

Bazıları ise anlamazlar. Kibirlerine yenilirler ve kendi bildiklerini yapmaya devam ederler. Fakat kibirli davranan bu insanlar ve böbürlenen kavimlerin birçoğunun, sonunda helâk edildikleri Kur’an’da anlatılır.

Dolayısıyla, hareketlerine en çok dikkat etmesi gereken bölge, Orta Doğu civarıdır. Bölgede çok uzun süredir yaşayan gurupların ve insanların, atalarının düştüğü hatalara düşmemeleri umulur.

Bölge insanının, atalarının hatalarını yapmamaları için, bir şansları var. Hepsi, aynı Yüce Yaradan’a yani Allah’a inanıyoruz diyorlar. Bu sebeple, inşallah kendilerini düzeltirler, eğer gerçekten inanıyorlarsa!

Ama gerçekte Allah’a değil de, dünyevi menfaatlere inanıyorlar, kendilerini çok büyük ve güçlü görüyorlarsa, sonlarının ne olacağını anlamaları için, Kur’an’a bakmaları yeterlidir.

Her insan, kendi geleceğini kendi seçer ve kendi elinde tutar. Allah, kimseye zulmetmez. Sadece yaptığının karşılığını verir. Düşünen her insan, bu gerçeği yaşar. Fakat Kur’an, özü temiz olmayanların düşünemediğini anlatır.

Allah’ım, insanların ve oluşturdukları guruplarının hidayete erebilmeleri için onların iradelerine güç ver, onların Senin gönderdiğin ayetleri anlayabilmeleri için anlayış ihsan eyle. Onların kalplerini nurunla fetheyle, gönüllerini güzelliklere aç Allah’ım.

Senin her şeye gücün yeter Allah’ım.

Bu yazı Sosyal kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir