HALKIN MUTLULUĞU ESASTIR

SİSTEMLER HALKIN MUTLULUĞUNU HEDEFLEMELİDİR

 

Yoksulluk konusundaki yazılarımızda, her gurubun hatasının olduğunu ifade etmiştik. Tarihçiler, din adamları, sosyologlar, felsefeciler, bilim insanları, zenginler gibi guruplar dikkatlerini yönetici kesimler üzerine yoğunlaştırmışlardır. Halkın durumu ile ilgilenenleri çok az sayıdadır ve etkili olamamışlardır.

Bu konuda gayret edenlerin sonuç alamamalarının önemli bir sebebi, halkı değil, kendi menfaatlerini düşünen yöneticilerin mevcudiyetidir. Diğer taraftan, kral, padişah, sultan gibi yöneticilerin ve çevresindekilerin içerisinden halkı düşünen insanlar çıkmıştır. Ancak bunların yetiştikleri ortamlar halktan uzak olduğu için, etkileri az olmuştur. Belki de kendileri halka hizmet etmeyi çok arzulamışlardır, ama düşündüklerinin çok azını gerçekleştirebilmişlerdir. Çünkü gerçek hayattan kopuk yaşamışlardır. Dolayısıyla gerçekçi çözüm üretmekte zorlanmışlardır.

Halkın mutluluğunu sağlayacak sistemleri oluşturmak, halkın tek başına yapacağı bir iş değildir. Sorumluluğun çoğu, yine de yöneticilerde ve halkın önderlerindedir. Sorumluluğun bir kısmı da halkındır. Bu hususlardaki bazı düşüncelerimizi, “İslâm’a göre Siyaset ve Devlet Yönetimi”, “Halifelik Makamının Anlamı”, “İslâm’da Din ve Siyaset Birbirine Alet Edilmez” gibi başlıklardaki makalelerimizde ifade ettik.

Halkın mutluluğu, halka şirin görünerek veya aflar çıkararak sağlanamaz. Bu davranışlar belki, kısa süreli ve dar çerçevede mutluluğa sebep olabilir. Fakat uzun süreli olmaz. Sistemleri kurarken Atilla Han’ın şu sözleri dikkate alınmalıdır: “Kavim ve ulus için iyi olan her şey, aynı zamanda bir Hun için de iyi olmalıdır. Benzer şekilde, bir Hun için iyi olan her şey, kavim ve ulus için de iyi olmalıdır.”

Kurulmasında fayda gördüğümüz sistemler hakkında da, Küresel Uygarlık üzerine yazdığımız makalelerimizde ve Ekonomi konusundaki yazılarımızda bazı, fikirlerimizi ifade ettik. Bu fikirlerin temelleri hakkında kısaca şunları söyleyebiliriz.

“Tüket ki, mutlu olasın” veya “Mutlu olmak için tüket” gibi anlayışlar terkedilmelidir. Bunların yerine “Üret ki, mutlu olasın” veya “mutlu olmak için üret” fikirler oluşturmaya çalışılmalıdır. Ayrıca “yardım et ki, mutlu olasın” veya “mutlu olmak için yardım et” gibi anlayışlar yerleştirilmelidir. Bu anlayışlar ise, hem önderlerin örnek olmasıyla hem de eğitim ile oluşturulabilir.

İster yönetici, isterse yönetilen olsunlar, insanların eğitiminde Yusuf Has Hacib’in şu tavsiyelerine dikkat etmek gerekir:

5163- Bu kadar halkın yükünü yüklendin; gafil bulunma, uyanık dur, düşünerek hareket et.

5201- Bütün bulanıklıkları arıtayım dersen, kendi ruhunu arıt; halk ister istemez sonunda durulur.

5209- Tabiatın doğru ve davranışların temiz olsun; yol arkadaşın akıl, danışmanın bilgi olsun.

Benzer şekilde Tolstoy’un şu tespiti de eğitimimizin temelini teşkil etmelidir:

Kalp temizliğinin kendin için çalışmaktan vazgeçince gerçekleştiğini, ondan sonra başkalarının kalplerini temizlemenin mümkün olduğunu anladım.

Halkı mutlu kılacak bir başka husus da, kanunların ve uygulamaların adil olduğuna olan inançtır. Adaletin olmadığı bir ortamda mutluluk ve huzur olmaz. Adalet sadece anayasa ve kanunlarla sağlanamaz. Nutuklarla hiç sağlanamaz. Öncelikle fertlerin kendi çevrelerinde adil olmalarının gerekliliği öğretilmelidir. Kendi günlük yaşamında adil olmayan bir kişiden kanunları adil uygulaması beklenemez.

Fakat yine de eğitimden kültüre, üretimden bilime, vergi politikalarından ücretlerin tespitine, askeriyeden sivil kurumlardaki uygulamalar, sağlıktan ulaşıma hemen her konuda kararlar alınırken halkın mutluluğu esas alınmalıdır. Alınan bu kararların gösteriş yaparak uygulanıyormuş gibi gösterilip tam tersinin yapılmaması için, öncelikle yöneticilerin şahsiyetli olabilmesi gerekir. Ama onları denetleyecek mekanizmalar kurulmazsa veya kurulmasına rağmen denetim yetkisi olanlar görevlerini yapmazsa yine sonuç alınamaz.

Dolayısıyla sonunda vatandaş olarak herhangi bir kişi, görevini yapmayanlar için mahkemeye başvurabilmelidir. Mahkemeye dava edeceği insanlar ister siyasi ister bürokrat, ister denetim kurumları yöneticileri olsunlar fark etmemelidir. Burada hareket noktamız, Gandhi’nin şu sözü olmalıdır: “Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız”.

Halkın mutluluğunu hedefleyen sistemler hakkındaki bazı düşüncelerimizi “Tarihin Aydınlattığı Gelecek” isimli kitabımın çözüm önerileri bölümünde anlattığım ve uzun olduğu için burada ifade etmeyeceğim.

Sistemleri kurarken veya uygularken dikkat etmemiz gereken bir husus: “başkalarının bize yapmalarını istemediğimiz bir şeyi başkalarına yapmamak” olmalıdır.

Bu yazı Genel, Sosyal kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.