EKONOMİNİN İYİ GİTMESİ Mİ, İYİ İŞLEMESİ Mİ?

EKONOMİNİN İYİ GİTMESİ Mİ, İYİ İŞLEMESİ Mİ?

 

Ekonomistler ve siyasi yöneticiler, GSYİH’nın yükselmesini, ekonominin iyi gittiğinin bir işareti olarak görmektedirler. Bu sitede yayınladığımız “GSYİH Hesaplamalarından Anladıklarım” başlıklı makalemizde, bu kavramın ilk ortaya atılışı hakkında şöyle demiştik:

“GSYİH kavramının temelini atan kişi, Rus asıllı Amerikalı Profesör Simon Kuznets. Belki kendisi de şaşırmıştır, ama GSYİH fikri, çok hızlı kabul gördü. Bu fikir öyle hızlı gelişti ki, Rutger Bregman’a göre, bazı tarihçiler, atom bombasının bile, GSYİH fikrinin önemi yanında sönük kaldığını ifade ettiler.

GSYİH konusun bilgi veren Rutger Bregman “Gerçekçiler için Ütopya” adlı kitabında şöyle demektedir. “GSYİH hesaplamaları çok karışıktır. Giderek de içinden çıkılmaz hale getirilmektedir. Birleşmiş Milletlerin 1953 yılında GSYİH’yı bulmak için yayınladıkları yönerge elli sayfadan az iken, 2008’deki son baskı, tam 722 sayfadır.”

Bilhassa günümüzdeki algılanışıyla ekonomi, çok farklı etkenlerin tesiri altındadır. Kişiden kişiye ve zamana göre değişir. Özü itibarıyla soyut bir kavramdır. Dolayısıyla zorluk, soyut şeyleri ölçmektedir. Ekonomistler de, GSYİH gibi somut olmayan bir değeri ölçmekte zorlanmaktadırlar.

722 sayfa tutan verileri araştırmak başlı başına güç bir iştir. Her bir kalem için piyasada çok farklı fiyatlar vardır. Ortalama fiyat nasıl hesaplanacaktır. Borsalarda işlem gören kâğıtlar, her an değişmektedir. Dalgalı döviz kuru uygulandığı için, dövizlerin milli para karşılıkları da değişmektedir. Bu değişimler bazen öylesine hızlı olmaktadır ki, siyasiler veya ekonomistler açıklama yaparlarken rakamlar farklılaşmaktadır.

O halde sadece GSYİH’ya bakılarak ekonomi hakkında fikir yürütmek yanlış olmaktadır. Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi, GSYİH’nın ve bu değerdeki artışın paylaşımı da önemlidir. Refah artışı, halka yansımıyorsa, aksine, ülkedeki vasatın altında gelire sahip insanların kazançlarında artış yerine azalma oluyorsa, ekonomi iyi işlemiyor demektir.

Devletin görevlerinden ikisi, eğitim ve sağlık alanındadır. Devlet, bu alanlardaki sorumluluğunu yerine getiremezse, vatandaşların sağlığa ve eğitime harcadıkları para miktarı artar. Çünkü daha iyi hizmet alabilmek için, özelleştirilmiş eğitim ve sağlık kuruluşlarına gitmek zorunda kalır. Bu durum, bu ülkede kişi başına düşen milli gelir miktarı ile bağlantılı değildir. Bazen, kişi başına milli geliri daha yüksek bir ülkenin vatandaşı, daha düşük gelirli olan, ama devletinin eğitim ve sağlık alanında yaptığı harcamaları daha yüksek olan ülkenin vatandaşına göre, daha sıkıntılı bir hayat sürer. Bu konunun ilginç bir tarafı daha vardır. Bir ülkenin vatandaşları, eğitim ve sağlığa daha çok para harcadıkça, o ülkenin GSYİH’sı da yükselir. Sonuç olarak bu yapıdaki ülkede ekonomi iyi gitse de, iyi işlemiyor demektir.

Benzer bir örnek daha verelim. Güveneceği dostu olmayan insanlar, dertlerini psikologlara para ödeyerek anlatırlar. Psikologlar da para aldıkları sürece, onları dinlerler ve kendilerince tavsiyelerde bulunurlar. Hastanın! kendisini düzeltebilmesi için yapılan tavsiyelerin çoğu, para harcanarak yapılacak faaliyetlerdir. Diğer taraftan, gelirleri karşılaştırılınca daha fakir olan ülkelerde, bu durumlar farklı gelişir. Onlar sıkıntılarını dostlarına anlatırlar. Dostları, bazen, onları rahatlatmak için sadece öğüt vermez, onlara maddi destek de verir. Bu açıdan karşılaştırıldığında, geliri yüksek ülkenin vatandaşı, geliri daha düşük, ama dostları olan bir vatandaşa göre daha sıkıntılıdır. Yani ekonominin iyi gitmesi, ekonominin iyi işlediğini göstermemektedir.

Başka bir açıdan daha bakalım. Ülkedeki ortalama gelirin altında kazanca sahip olan insanları düşünelim. Bu insanların, yiyecek, giyecek ve barınma gibi ihtiyaçlar için harcadığı paradan arta kalan miktarın, gelirine oranına bakalım. Yani genel anlamda, tasarruf imkânına göz atalım. Geliri daha yüksek bir ülkenin, ülke ortalamasının altında kazanca sahip insanının tasarruf oranı, daha düşük gelirli bir ülkenin benzer insanınkinden daha düşük ise, miktar anlamında yüksek gelirin faydası yoktur demektir. Demek ki, ülkede ekonomi iyi gidiyor olsa bile, bu şartlarda, ekonomi iyi işlemiyor demektir.

Bir ülkenin insanları borç aldıkça, ülkenin GSYİH’sı artar. Ancak bu borçlar, o ülkenin insanlarının alıştıkları standart hayatı sürdürmek için ise, bir sıkıntı var demektir. Eğer borç alanların sayısı ve alınan miktar her geçen gün artıyorsa, GSYİH’nın artıyor olması, ekonominin iyi gittiğini gösterebilir, ama ekonominin iyi işlemediğinin de işaretidir.

Bizim verdiğimiz bu örneklerin daha fazlasını okuyucularımızın vereceklerine inanıyoruz. Çünkü hayatın içerisinde yaşayan her insan, siyasetçiler “ekonomi iyi gidiyor” deseler bile, ekonominin kendisi için iyi işlemediğini bizzat görmektedir.

Dolayısıyla bir ülkede, ekonominin genel rakamlarının iyi olması önemli değildir. Önemli olan ekonominin iyi işlemesidir. Bilhassa ülkedeki ortanın altında geliri olan insanlar açısından, bu durum çok daha mühimdir. Siyasetçiler ve zenginler, bu önemli farka dikkat etmezlerse, ekonominin iyi işlememesi, sonunda kendilerini de vurur.

Bu yazı Ekonomi kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir