BEYİN VE ZİHİN, ZEKÂ VE BİLİNÇ

BEYİN VE ZİHİN, ZEKÂ VE BİLİNÇ

 

Bilim insanlarına göre beyin, milyarlarca nörondan oluşan karmaşık yapıda bir ağdır. Biz de, bilim insanlarının hepsinin, beyni, aynı şekilde tanımlamalarından hareketle, beynin yapısının böyle olduğunu kabul ediyoruz. Ancak, zihin konusundaki tariflerde, bilim insanları arasında aynı ortak tavır yoktur. Bazılarına göre, beyin ile zihin, aynı şey olarak değerlendirilmektedir. Bazı bilim insanları ise, beyin ile zihni ayırmaktadır. Beynimizin bedenimizi yönettiğini, zihnimizin ise duygularımızı idare ettiğini savunmaktadır.

Bilim insanlarının ortak görüşüne göre, beynimiz bedenimizi yönetme işlevini, elektrik sinyalleri göndererek yerine getirmektedir. Ancak, bazı bilim insanları, gönderilen bu sinyallerin sebep oldukları düşünülen sonuçlara bakarak, zihnin farklı olduğunu savunmaktadır. Bu bilim insanlarına göre, gönderilen bu sinyaller, eğer bizim ruhumuzda, acıya veya zevke, öfkeye veya sevgiye, nefrete veya aşka sebep oluyorsa, ayrıca bir zihin var demektir. Dolayısıyla, beyin ve zihin farklı şeylerdir. Böyle düşünenlerin savunmalarına göre, eğer beyin ile zihin aynı şeyler olsaydı, beynin gönderdiği sinyaller, açlık veya tokluk gibi daha somut hislere sebep olurdu. Hâlbuki yukarıda bahsedilen acı, öfke, sevgi gibi duygular soyuttur. Ve insanların konumuna, gelişen olaylara göre, aynı şahısta bile anlık değişebilir. Bazı bilim insanlarının bu savunmalara bakılınca, beyin ile zihnin aynı şey olmadığı açıktır.

Zekâ, bir şeyi düşünerek analitik açıdan değerlendirme ve çözüme yönelme becerisi olarak tanımlanabilir.

Bilinç, yani şuur ise, yaşadıklarımızdan zevk alma veya öfke duyma, acıyı veya neşeyi hissetme becerisidir. Bilinç ile zekânın farklı olduğunu net bir şekilde anlatan bir husus, merhamet konusudur. “İnsan” olmanın bilincine varan bir kişide, merhamet hissi oluşur. Zekâ, analitik düşündüğü için, merhamet duygusunu hissetmez.

Bilinç ile zekâ arasında fark olup olmadığını, insanların yaptıkları bilgisayarları ve bilgisayarlı robotları inceleyerek de kavrayabiliriz. Bilindiği gibi, bilgisayarların matematik hesaplama güçleri, insanlarla mukayese edilemeyecek kadar yüksektir. İnsanların çözemeyeceği ve matematik zekâ gerektiren problemleri, bilgisayarlar inanılmaz kısa sürede çözebilmektedirler. Dolayısıyla bilgisayarlar, analitik soruların çözümünde insanlardan daha zekidirler.

Bir insanın, bilgisayarla karşılıklı olarak oynadığı satranç oyununda, hemen her defasında bilgisayarlar galip gelmektedir. Eğer böyle bir oyunda, insan, bilgisayara önceden yüklenmemiş olan bir hamle yaparsa, bilgisayar bunu algılayamadığı için, nasıl karşılık vereceğini şaşırmaktadır. Böylece, insan bilgisayarı yenebilmektedir.

Demek ki bilgisayarlar, kendilerine verilen programın dışında bir başka olguyu kavrayamamaktadır. Aslında, insan zekâsı da benzer konumdadır. İnsanlar da, Yüce Yaradan’ın onlara yüklediği program kadar kavrayabilmektedir. Bu sebeple, bize anlaşılmaz gelen mucizevi bazı olayları, kavrayamamaktayız. Bunun muhtemel sebebi, bizim beynimizin yazılımının, evrendeki fiziki kurallara göre inşa edilmiş olmasıdır. Biz nasıl, insan beyninin yazılımında olmadığı için, “olamaz” dediğimiz olaylar karşısında yeniliyorsak, bilgisayarlar da yazılımlarında olmayan konularda şaşırmaktadırlar.

Ancak, bilinçli yani şuurlu insanlar, karşılaştıkları mucizevi olayları, bilinçleri yani hisleri ile süzebilirler. Böylece, şaşırdıkları bu olaylar karşısında çaresizlik ve şaşkınlık içerisinde kalıp perişan olmak yerine, kendilerini o olayla irtibatlandırarak, hakikate ulaşmaya çalışabilirler. Ama gerçeğe ulaşmayı, zekâlarını kullanarak başarmaları mümkün değildir. Çünkü zekâ, sadece analitik düşünür. Zekâ, mucizevi olaylarla karşılaşan insanlara, hayal gördüklerini düşündürtür. Böylece, insanlar gerçeğe ulaşamaz.

Bilinç ile zekâ arasındaki farkı kavrayabilmek için, sadece insanları izlemek yeterli olmasına rağmen, memeli hayvanları da irdelememiz, bize daha net bir karşılaştırma yapma imkânı sağlayacaktır.

Bilinç ile zekâ arasındaki farkı daha net kavramak için, belgesel çekimlerdeki bazı olayları irdeleyelim. Belgesel çekiminde, bir aslan, yakaladığı ceylanı yiyerek karnını doyurmaya başlar. Fakat ceylanın karnında yavrusunun olduğunu görünce, hemen durur. Ceylanın başında uzun süre üzüntülü bir şekilde ve ne yapacağını bilemeden bekler. Sonrasında ceylanı bırakarak gider.

Bu olay sırasında aslanın beyni, açlığını gidermesi için aslana emir vermektedir. Ama aslanda var olan bilinç, yavruya karşı merhamet hissini oluşturur. Sonunda, merhamet duygusu ağır basar. Karnını doyuramadan, ceylanı bırakır ve gider.

Bir başka belgeselde, bir köpek, sahibinin öldüğü yerde aylarca bekler, bir yere ayrılmaz. Bir başka belgeselde ise, yine bir köpek, karlı bir gecede soğuktan donmak üzere olan kedi yavrularını görünce, onların üzerine doğru ve yavruları ezmeyecek şekilde yatar. Yavruları ısıtırken, kendisinin donabileceğini bildiği halde, köpek, annesiz olan kedi yavrularını korumaya çalışır. Bu ve benzeri olaylar, memeli hayvanlarda bile, zekâ ile bilincin, beyin ile zihnin farklı şeyler olduğunu göstermeye yeterlidir.

Bilim insanlarının, gelecekte insanlara kolaylık sağlayacağını ve yardımcı olacağını düşündükleri bir başka konu, yapay zekâ çalışmalarıdır. Günümüzde bilgisayarlar ve robotlar insanlara nasıl faydalı oluyorlarsa, giderek geliştirilen yapay zekâların da yararlı olmaları normaldir. Buradaki sorun, yapay zekâların da bilinçlerinin olmamasıdır.

Kendi bilinçleri olmayan yapay zekâlar, onları kullanan insanların emirlerini aynen yerine getirirler. Verilen emri sorgulayamazlar. Dolayısıyla emrin dışına çıkamazlar. Eğer geliştirilmiş ama bilinçleri olmayan bu yapay zekâlar, bilinçlerini kendi menfaatleri doğrultusunda kullanan ve insanlığa merhamet etmeyen kötü kişilerin emrinde olursa, insanlığın geleceği için ciddi bir tehlike teşkil edebilirler. İnsanlığı böylesine büyük bir tehlikeden kurtarmaya çalışmak, insanlığa merhametle yaklaşan ve adalet savaşçısı olduğunu, yani Yüce Yaradan’ın halefi olduğunu düşünen her insanın sorumluluğundadır.

Allah’ım, sadece beynimizle değil zihnimizle de, yalnızca zekâmızla değil şuurumuzla da davranabilmemiz için, bizlere yardımcı ol.

Allah’ım, rahmani düşüncelere ulaşabilmemiz için, bizlere zihin açıklığı ve bilinçli irade ver.

Senin her şeye gücün yeter.

Bu yazı YAŞAM kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir