HİZMET EDERKEN ISLAH ETMEK

HİZMET EDERKEN ISLAH ETMEK

 

“İnsan” olmanın en önemli şartlarından birisi, hizmet etmektir. Konumları ve maddi güçleri ne olursa olsun bütün insanlar, birbirlerine karşılıksız hizmet etmekle yükümlüdürler. Ancak, insanların karşılık beklemeden hizmet etmeleri çok zordur. İnsanların sahip oldukları nefis, bu hizmet anlayışının önündeki en büyük engeldir. Nefsimizin bizi zorladığını bilen Yüce Yaradan, bizim yaptığımız karşılıksız yardımların zerresinin kaybolmayacağını ve karşılığını bizlere vereceğini söylüyor ki, insanların arasındaki yardımlaşma artsın. Hattâ, Allah, insanları birbirine yardımcı olmaya teşvik edecek bir başka güzelliği şu ayetiyle açıklıyor.

Enam Suresi 6/160: “Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.”

Hizmet etmek, her insan için bir insani görev olmasına rağmen, bazı insanlar için mecburiyettir. Amirler, belediye başkanlığı, başbakanlık, bakanlık gibi makamlarda oturanlar, bulundukları mevki itibarıyla insanlara hizmet etmek durumundadırlar.

Hizmet etmek, elbette çok güzel bir insani haslettir. Ancak hizmet etmekten daha evlâsı, hizmet ederken ıslah edebilmektir. Bu sitedeki bir yazımızda belirttiğimiz gibi, Ebuzer-i Gifari, Cündeb bin Cünade adında bir kervan soyguncusu iken, ıslah olarak değişmiştir. Bir insanın ıslah olması, o kişinin kâmil insan olma yoluna girmesine vesile olur. Kişinin ruhen yükselerek tekâmül etmesi için, bizzat şahsın kendisinin çaba sarf etmesini sağlamak, onu ıslah etmenin temelini atmak anlamına gelir.

Hizmet etmek, o insanın bir nevi hizmetkârı gibi olmaktır. Onun işlerinin bir kısmını gören ücretsiz işçisi gibi davranmaktır. Hizmet etmek, karşımızdakinin hayatını kolaylaştırmaya çalışmaktır.

Eğer, bizim için yapılan karşılıksız hizmetlerden olumlu yönde anlam çıkarabilirsek, ne mutlu bize. Çünkü çıkardığımız bu anlamları hayatımıza uyguladığımız ölçüde, kendimizi ıslah ederiz.

Ama bize hizmet eden kişi, aynı zamanda bize rehberlik ederse, aldığımız hizmetten anlam çıkarma ihtimalimiz artar. Dolayısıyla, ıslah olma ihtimalimiz kuvvetlenir. Bize karşılıksız hizmet eden şahıs, verdiği desteğe ilaveten, kendisi güzel bir örnek oluşturmuşsa, bizim ıslah olmamız kolaylaşır ve kalıcı hale gelir.

Kur’an’a baktığımızda, ismi geçen bütün peygamberlerin, örnek insanlar olduklarını anlıyoruz.

Mümtehine Suresi 60/4: “İbrahim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir misal vardır…”

Zuhruf Suresi 43/59: “İsâ, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.”

Ahzab Suresi 33/21: “Şanım hakkı için muhakkak ki size Allah’ın resulünde Hz. Muhammed) pek güzel bir örnek vardır. Allah’a ve son güne ümit besler olup da Allah’ı çok zikreden kimseler için.”

Yukarıdaki ayetlerden de anlaşıldığı üzere, ıslah etmeye çalışan peygamberler, örnek olmuşlardır. Peygamberlerin dışında da ıslah edici davranan örnek insanlar her zaman olmuştur ve var olmaya devam edecektir.  Ancak, ıslah edici görünen her insan, ıslah edici olmayabilir.

Bakara Suresi 2/11: Hem onlara: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın.” denildiğinde: “Biz ancak ıslah edicileriz.” derler.

12: “İyi bilin ki, onlar ortalığı bozanların ta kendileridir, fakat anlamazlar.”

Demek ki, 12inci ayete göre, her hizmet eder görünen, ıslah edici değildir. Bazıları, kendi menfaatleri uğruna veya orada fesat çıkarmak için hizmet eder görünmeye çalışmaktadırlar. Dolayısıyla, her hizmet eden ıslah edici olarak kabul edilemez. Bazen ise, aksine bozgunculuğunu gizlemeye çalışan birileri olabilir. Bunlara karşı çok daha dikkatli olmak gerektiğini biliyoruz. Kur’an, bir adım daha ilerisi için bize yol gösteriyor ve fesat çıkaranların emirlerine itaat etmememizi istiyor.

Şuara Suresi 26/151 ve 152: “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.”

İnsanlardaki ıslah edici özelliğin kaynağı nereden geliyor diye Kur’an’a bakalım.

Haşr Suresi 59/23: “O…düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır…”

Ayetteki ifadede Yüce Yaradan, Kendisinin vasıflarından birisinin ıslah edicilik olduğunu net bir şekilde vurguluyor. Eğer biz de, tek olan Tanrı’nın gösterdiği yolda yürürsek, hem kendimizin ıslah olma ihtimalimiz hem de başkasının ıslah olmasına vesile olmamız ihtimali artar.

Islah olmamızın ve ıslah etmeye çalışmamızın ne kadar önemli olduğunu aşağıdaki ayet bize net bir şekilde gösteriyor.

Hud Suresi 11/117: “Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatçı iken, o memleketleri haksız yere helak edecek değildir.”

Peygamberlerin hepsinin, insanları ıslah etmeye çalıştıklarını, hem kutsal kitaplardan hem de tarihi bulgulardan öğreniyoruz.

Bilginler ise, genel anlamda, hizmet eden insanlardır. Elbette, ıslah edici şeklinde davranan bilginler de vardır. Ancak, dindar din âlimleri ile karşılaştırıldığında, sayıları daha azdır. Bu durum, sadece ilâhi kaynaklı dinler için geçerlidir denilemez. Meselâ, yeni bir din öğretisinin temelini atan Buda, ıslah edicidir. Fakat benzer dönemlerde Antik Helen’de yaşayan Pisagor (Pythagoras), Aristo gibi insanlar, ağırlıklı olarak, hizmet eden şeklinde nitelenebilir.

Hz. İsa’nın Havarileri, ıslah edicidirler. Ama Newton, Edison, Einstein ve diğer ilim insanları, daha çok hizmet eden özelliğe sahiptirler.

İslâm’daki ilk dört halife ıslah edici konumda iken, İbni Sina, Lokman Hekim, El Kindi ve Farabi gibi şahsiyetlerin hizmet etme vasıfları, daha öne çıkar.

Hizmet etmek ile ıslah etmenin arasındaki farkı kavrayarak, ıslah ediciliği artırabilmemiz için, irfan kavramı ile bilgi arasındaki farkı görebilmemiz gerekmektedir. Aradaki farkı fark edersek, insanlarımızı irfan sahibi olmaya yöneltebiliriz. İnsanlarımızı irfan sahibi olmaya yöneltebilmemiz için de, terbiye ile eğitim-öğretim arasındaki farkı kavramaya çalışmalıyız.

Bu yazı Sosyal kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir